Tankların Tarihi Günceli

Ari 5.1 - Irmak Şehir’in İçinde II

Eylül 24, 2016

Çevirmen : AsitPetix , Düzenleyici : Geass Aschente

Arifureta Shokugyou de Sekai Saikyou:
Kitap 5 Bölüm 1:Irmak Şehir’ in İçinde II

Bir önceki bölümde kahramanımız Hajime gıda malzemeleri tedarik etmek için Irmak Şehir denen yere gelmişti. Şehrin girişindeki muhafız neredeyse Hajime’ nin gerçek gücünü anlamış fakat Hajime küçük bir yalanla olaydan yakasını sıyırmıştı.
***
Pazar yeri, Hajime ve diğerlerinin zihinlerinde kirli bir çevre ve kaba insanların doldurduğu bir mekânmış gibi yer edinmişti. Fakat bu pazar beklenmedik bir şekilde temiz ve düzenliydi. Pazarın girişinde bir gişe ve sol tarafında bir restoran vardı. Maceracı gibi görünen birkaç kişi orada bir şeyler yiyip kendi arasında konuşuyordu. Kimsenin sipariş vermemesine bakılırsa, orası muhtemelen servis yapılan bir yer değildi. Bu yüzden, içmek isteyen biri bir bara gitmek zorundaydı.
Hajime ve diğerleri pazara girdiklerinde etraftaki diğer insanların bakışları doğal olarak onlara yöneldi. İlk önce Hajime girdiğinde etraftakiler pek ilgi göstermedi. Fakat Yue ile Shia’ yı görür görmez gözlerindeki merak gittikçe arttı. Etrafta onlara bakıp “huhuu!” diye haykıranlar, şehrin girişindeki muhafız gibi anlamsızca bakıp afallayanlar ve onlara hayranlıkla bakıp sevgililerinden veya eşlerinden tokat yiyen birçok erkek vardı. Hatta tokat yemek onların bakışlarını çevirmesine mani olamıyordu.
Etrafta onlara alay edip müdahale etmek isteyen insanlar olmasına rağmen, insanlar düşündüklerini harekete geçiremeye cesaret edemiyordu ve bu durum Hajime için memnun ediciydi. Çünkü durduk yere arbede yaşamanın bir anlamı yoktu. Hajime sevinçle gişeye yaklaştı.
Gişede sevimli ve gülümseyen bir… yaşlı teyze vardı. Vücut yapısı iyi görünüyordu. Vücudunun genişliği Yue’ nin iki katı kadardı. Görünüşe göre, burada kabul yeri görevlisi olarak çalışan güzel bir bayan beklemek bir fanteziden ibaretti. Bu, dünyadaki profesyonel hizmetçilik gibi bir şeydi. Hangi dünyada olduğunuzun bir önemi yoktur. Acı gerçek her yerde aynıdır. Bu arada Hajime doğal olarak böyle bir şehirdeki kabul yerinde bu kadar güzel bir kızla karşılaşmayı beklemiyordu. Hajime’ nin, onların soğuk bakışlarını durdurmak için Yue ile Shia’ yı kullanmasının sebebi de buydu. Çünkü bunun öncesinde maceracıların bakışları Hajime’ nin üzerinde toplanıyordu.
Bu yaşlı teyze Hajime ve diğerlerinin aklından neler geçtiğini bildiğinden, imalı bir şekilde gülümsedi:
“İki elinizde de demet demet çiçek taşımanıza rağmen, yine de bunun yetersiz olacağını düşünmüyor musunuz? Ne yazık ki alımlı bir kabul yeri memuru değilim.”
Yaşlı teyze Hajime’ nin aklından geçenleri anlamak için muhtemelen büyü kullanmamıştı. Utancından yüzü kızaran Hajime kendini toparlayıp bir şekilde cevap verebildi:
Hayır, bu konuda asla bir şey düşünmedim.
Ahahaha, bir kadının sezgilerini küçük mü görüyorsun?” Kolay bir şekilde bir erkeğin aklından ne geçtiğini anlayabilirim. Gözlerini başka tarafa çok fazla çevirme, güvenilirliğini azaltıyor. Bunu bilmiyor musun?”
Gerçekten derinden etkilendim.
Hajime cevabıyla “Aman Tanrım! Yaşlı bir insanın ilk defa gördüğü insanlara bu şekilde uzun uzun vaaz vermesi… Ne suç işledik de başımıza bu geldi?” der gibiydi. Yine de bu yaşlı teyzeden nefret etmiyor gibi görünüyordu. Yemek yiyen maceracılar bir Hajime’ ye bir bakış atıp kendi aralarında “Ah, bu zavallı yabancı, yaşlı teyzenin vaazlarına maruz kalmış galiba” gibi şeyler mırıldanıyorlardı. Maceracılar yaşlı teyzeden dolayı yılmış gözüküyorlardı.
Her neyse, bir kez daha, Maceraperestler pazarının Irmak Şehir koluna hoş geldiniz! Buraya geliş maksadınız nedir?
Aa, ham malzemelerimi nerede satabileceğimi öğrenmek istiyorum.
Hımm, ham malzemeler… Pekâlâ, ilk önce bana durum tablanızı gösterebilir misiniz?
Nn? Bir şey satın almak için ya da satmak için bunu yapmak zorunda mıyız?
Hajime’ nin bu cevabıyla yaşlı teyze “Aman tanrım!” der gibi bir ifade takındı:
Sizler maceraperest değil misiniz? Bir şeyler satabilmek için durum tablası göstermek gibi bir kural kesinlikle bulunmuyor fakat maceraperest olduğunuzu teyit edebilirsek satacağınız ürünleri 10% daha fazla fiyatla satabilirsiniz.
Anlıyorum.
Yaşlı teyzenin de dediği gibi bu şehirde maceracı olmanın getirdiği çeşitli ayrıcalıklar vardı. Bunun sebebi ise maceraperestlerin büyülü taşlar gibi ham malzeme ya da günlük yaşamda kullanılan iyileştirici tıbbi bitkiler toplamasıydı. Üstelik şehir şeytani canavarların saldırısına uğradığında bu tür şeylerin varlığından hiç kimse haberdar değildi. Bu yüzden, amatör olanlar bu tür değerli materyalleri toplamıyordu. Bu sebeple kendini tehlikeye atıp ham materyal toplayan kişilere böyle bir ayrıcalık vermek gayet doğaldı.
Hem maceraperest olmanın başka avantajları da var. Derneğimiz üyelerinden yapılan alışverişlerde ve konaklamada 10-20% civarında indirim alma şansı yakalıyorsunuz ve yüksek seviyedeki kişiler ücretsiz olarak araç tahsis etme hakkına sahip oluyor. Pekâlâ, aklınızdan geçen nedir? Derneğimize üye olmayı düşünüyor musunuz? Aidat ücretimiz 1000 Ruta.
Ruta denilen para birimi, bu dünyanın kuzeyindeki kıtalarda kullanılan genel para birimi. Bu para Zaraguta cevheri denilen bir materyalden üretilir. Paranın içindeki farklı renkler ise çeşitli minerallerin oymalı bir mühre boşaltılıp paraya basılmasıyla oluşturulur. Mavi, kırmızı, sarı, mor, yeşil, beyaz, siyah, gümüş rengi ve altın rengi değerleri sırasıyla 1,5,10,50,100,500,1000,5000 ve 10000 Ruta olan paraların arka yüzündeki renklerdir. Tesadüfe bakın ki bu değerler Japon Yeni ile aynı şekilde tasarlanmış.
Hımm, şimdi daha iyi anladım. Büyük bir çabayla açıklanmasına karşın şu an üye olamam. Bunun için üzgünüm. Şu an hiç param yok. İlk önce, satmam gerekenleri satmam mümkün mü? Bu durumda ilk satışımda gerçekten mutluluk verici indirimler yapacağım.
Bu iki sevimli kızın yanında böyle şeyler söyleme! Sana yardım edeceğim. Biliyor musun, bunun bana rahatsızlık vereceğini sakın düşünme.
Yaşlı teyze çok rahattı. Hajime onun iyi niyetle söylediği öneriyi kabul etmeye karar verdi ve durum tablasını ona gösterdi.
Bu defa bazı şeyleri örtbas ettiğine emin oldu. Tablada gösterilen şeyler isim, yaş, cinsiyet ve meslek gibi şeylerdi. Yaşlı kadın Yue ile Shia’ nın tablasını da görmek istemesine rağmen konuyu kapatmaya çalıştılar. Tablalarında son zamanlarda yükselen değerleri olmuştu. Yine de yaşlı kadın bu tablaları görebildi.
Hajime onların tablalarını görmek istemesine rağmen, onların özel büyülerinin sütunda tanımlı olabileceğini düşündü. Bu üç varlığın gücü ortaya çıkarsa çeşitli problemlerin de ortaya çıkabileceğini düşündü. Bundan dolayı beklemeye karar verdiler.
Geri verilen tablalarda yeni değişiklikler olmuştu. Meslek sütununun yanına “Meşguliyet” yazan ve bunun karşısında mavi bir yazıyla “Maceraperest” yazan yeni bir sütun eklenmişti.
Bu mavi yazı maceraperestin seviyesini belirtiyordu. Mavi rengi kırmızı, sarı, mor, yeşil, beyaz, siyah, gümüş ve altın rengi takip ediyordu. Belki dikkat etmişsinizdir. Evet, bu doğru, maceraperestliğin seviye rengi ile para biriminin değer rengi birbiriyle aynı. Başka bir deyişle maceraperestlikte mavi renk demek “Senin değerin sadece 1 Ruta, zavallı şey!” demekle aynı anlama geliyor. Bu gerçekten acı vericiydi. Elbette, demin onlara sistemi öğreten dernek yöneticisi bu durumda mahcup olmuştu.
Bu arada, savaş dışı olan birinin seviye rengi siyahtı. Çünkü siyah renge ulaşabilmek alkışlanacak, takdir edilecek bir seviyeye, yani 4. dereceye yükselmek anlamına geliyordu. Altın rengi seviyesi ise birinin hayranlık uyandırdığı, ona saygı duyulduğu anlamına geliyordu. Maceraperestlerin renklerinin ne anlama geldiğini anlamışsınızdır.
Eğer gerçekten bir adam gibi olmak istiyorsan siyah renge ulaşmaya çalış, tamam mı? Bu kızlara hoşnut olmayacakları her türlü davranıştan kaçın.
Aa, bunu aklımda tutacağım. O zaman, bunları şimdi satabilirim, değil mi?
Sorun yok. Satacağın şeyler için fiyat değerlendirmesi yapacağım. Şimdi satacağın şeyleri bana göster.
Yaşlı teyze sadece bir kabul yeri memuru değilmiş gibi görünüyordu. O harika biriydi. Hajime mücevher kutusundan sahip olduğu şeyleri çıkarmaya başladı. Satılacak şeyler şeytani canavarlara ait olan kürk, tırnak, azı dişi ve büyülü taşlar gibi şeylerdi. Hajime bu işlenmemiş ürünleri tezgâha koyduktan sonra yaşlı teyze onları görür görmez hayretler içinde ürünlere satılacak şeylere baktı.
Bu, bütün bunlar!
Yaşlı kadın Hajime’ nin dışarı çıkardığı ürünlere sorgulayıcı gözlerle ürkekçe bakış attı. Nefesini tutup bir süre gergince bekledikten sonra nihayet nefesini verdi ve Hajime’ ye baktı:
Beklenmedik şeyler getirmişsin. Bunlar Ağaç Denizi’ ndeki şeytani canavarlara ait değil mi?
Aa, evet bu doğru.”
Hajime Ürünleri birbirinden ayıran ana kalıbı çıkarmak istemiyordu. Çünkü Abyss’ te öldürdüğü şeytani canavarlara ait işlenmemiş ürünler burada çıkarılamazdı. Eğer onlar birileri tarafından görülürse hemen büyük bir kargaşa ortaya çıkabilirdi. Hatta Ağaç Denizi’ ndeki şeytani canavarlara ait ürünleri çıkarmakta bile tereddüt etmesine rağmen satacak başka bir şeyi olmadığı için onları çıkardı ve satmaya başladı.
Yaşlı teyze Hajime’ ye bakıp:
Gerçekten hiç beklenmedik, şaşırtıcı birisin” dedi.
Ne demek istediğini anlamadım.
Hajime değişiklik göstermesine rağmen otaku cevheri yok olmamıştı. Hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi davranan Hajime gerçeklerden uzak gibi görünüyordu.
Çünkü Ağaç Denizi’ nde işlenmemiş çok fazla ürün var. Bunları sattığın için teşekkür ederim.
Bir şeyden haberi olmayan yaşlı teyze konuşmaya devam ediyordu. Hala insanların düşüncelerini okuyabiliyor gibi görünüyordu. Gerçekten şirin ve müthiş biriydi.
Yani bunların hepsi sıra dışı şeyler mi?
Biliyorsun. Ağaç Denizi’ ndeki birinin yön sezme gücü zayıfsa işler tamamen kontrolden çıkabilir. Çünkü orada bir kez kaybolduğunda ikinci şansın asla olmaz. Orası çok yüksek riskler taşıyan bir yerdir. Bu yüzden kimse oraya girmeye teşebbüs edemiyor. Yarı-insan köleleri orada kullanmak mümkün olsa da başkası tarafından getirilen ürünleri alıp satmak daha karlı oluyor.
Yaşlı teyze Shia’ ya bir bakış attı. Muhtemelen onların, Shia’ nın yardımıyla Ağaç Denizi’ nde gezinebildiklerini tahmin etti. Ağaç denizi’ ndeki işlenmemiş ürünlerin elde edilmesinin Shia sayesinde olduğuna artık iyice inanmıştı.
Yaşlı teyze bütün ürünlerin değerini belirledikten sonra hesapladığı parayı verdi. Satılan şeylerin değeri 487.000 Rutaydı. Bu harika bir miktardı.
Hepsi bu kadar mı? Şehir merkezinde daha fazla fiyata satabileceğimi düşündüm.
Olanlara bakılırsa, Hajime acemice pazarlık yapmaya çalışıyordu. Fakat yaşlı teyze bu konuda daha tecrübeliydi.
Hımm, bu kadar vermemde bir sakınca yok.
Hajime’ ye o an için 51 adet Ruta verdi. Bu paralar o dünyadaki kalın ve yer kaplayan paraların aksine özel bir şekilde inceltilmiş, günümüz banknotlarına benziyordu. Bu yüzden bu paraları taşımak sorun teşkil etmiyordu. Aksi halde Hajime paraları taşımak için mücevher kutusunu kullanacaktı.
Bu arada nöbetçi muhafız bu şehrin basit bir haritasını edinebileceğimi söylemişti.
Aa, bir saniye bekle! İşte burada. Haritayı incelemenizde fayda var. Önerilen hanlar ve dükkânlar haritada yazıyor.
Verilen haritadaki bilgiler ve sadelikle yazılmış olan tanımlar haritanın önemli niteliklerinden biriydi. Hajime bu kadar güzel bir haritanın bedava olabileceğine inanamadı ve yaşlı teyzeye seslendi:
Hey hey! Tamam mı yani? Bu kadar ihtişamlı bir haritanın bedava olması… Bu seviyede bir haritanın yapılabilmesi için paraya ihtiyaç olacağını düşünmüştüm.
Önemli bir şey değil. Bunları sadece hobi amacıyla yapıyorum. Bunları yapmak bana bir şeyleri karalamak gibi geliyor.
Yaşlı teyze gerçekten ömre bedel bir insandı. Böyle çok yönlü bir insan nasıl oldu da derneğin resepsiyon memuru oldu? Elbette bunun ardında görkemli bir dram olabilirdi.
Anladım. Umarım işe yarıyordur.”
Durumu anlatmak için güzel bir ifade kullandın. Dahası, artık paranız da olduğuna göre burada bir süre daha kalın. Bu şehrin asayişi fena sayılmasa da (Shia ile Yue’ yi göstererek) bu ikisinden dolayı dışarıda bazı düşüncesiz adamlar olabilir.
Son dakikaya kadar her şeye dikkat eden yaşlı teyze gerçekten iyi bir insandı. Hajime sırıtarak “Bunu yapacağım.” diye cevap verdi. Sonra girişe doğru yöneldi. Yue ile Shia da başını öne eğip Hajime’ yi takip etti. Restoranın içindeki bazı maceraperestler birbirlerine yaklaşıp Yue ve Shia’ ya bakarak sinsice fısıldaşmaya başladılar.
Birçok açıdan, onlar çok ilginç insanlar.
Yaşlı teyze mutlu bir şekilde onların arkasından bu şekilde mırıldanmıştı.
***
Hajime ve diğerleri haritayı kendilerine rehber edinerek “Masaka Hanı” denilen bir yerde kalmaya karar verdiler. Haritadaki tanımlamaya göre burası lezzetli yemeklerin servis edildiği güvenliği iyi olan, aynı zamanda hamamı olan bir handı. Özellikle son faktör bu hanı seçmelerinde etkili olmuştu. Fiyatın pahalı olması onlar için sorun yaratmıyordu.  Çünkü kendilerine yetecek kadar paraya sahiplerdi. Hafifçe ”Masaka” ifadesinin ne anlama gelebileceğini düşünmeye başladılar.
Ç.N: Masaka Japoncada ”Olamaz”, ”Yoksa” gibi genellikle olumsuz durumlarda kullanılan bir kelimedir.
Hanın ilk katında yemek yiyen insanlarla dolu bir yemekhane vardı. Hajime ve grubu içeri girdiklerinde daha önceden de olduğu gibi bakışlar yine Yue ve Shia’ nın üzerine odaklandı. Kendilerine yönelen kötü bakışları görmezden geldiler. Danışma masasına benzer bir yere vardıklarında onları 15 yaşlarında bir kız neşe ile selamladı:
Hoş,- Masaka Hanına hoşgeldiniz. Konaklamak için mi buradasınız? Ya da sadece yemek için mi buradasınız?
Konaklamak için geldik. Kılavuzdaki tanıtımı görsek de, burası tanıtımdaki kadar iyi bir yer mi?
Hajime yaşlı teyzenin verdiği özel haritayı gösterdiğinde danışman kız sırıtmaya başladı:
Aa, bu harita Catherine-san’ın tanıtımı. Evet, aynen yazıldığı gibi… Burada kaç gece kalacaksınız?
Kız hızlıca konaklama prosedürünü anlatmaya devam ederken Hajime başka bir şey düşünüyordu. Hajime yaşlı kadının isminin Catherine olduğunu öğrendiğinde şok olmuştu. Aynı zamanda kız Hajime’ye “Bay müşteri” şeklinde hitap etmişti.
Ah, aa, sadece bir gece kalacağız. Yemek ve hamam dâhil.
Evet. Hamamın 15 dakikalık kullanım ücreti 100 Ruta. Hamam şu an da kullanılmıyor ve müsait durumda.
Kız Hajime’ ye zaman çizelgesini gösterdi. Çünkü iyi zaman geçirmek istiyordu. Kadın ve erkek bölümünü 2 saatliğine rezerve etmek istiyordu. Hajime bunu söylediğinde çok şaşıran kız “Ha, iki saat mi?” diye haykırmıştı. Hajime’ nin elinden bir şey gelmezdi. Nihayetinde o bir Japon’du.
Ç.N: Japonya’da çok fazla volkanik dağ bulunduğundan, kaplıca kültürü çok yaygındır.
Pekâlâ, nasıl bir oda düşünüyorsunuz? İki kişilik ve üç kişilik odalarımız olmasına karşın…
Kız, Hajime ve diğerlerine merakla baktı. Sonuçta ergen bir kızdı. Bununla beraber Hajime, kulaklarını dikip kendilerini dinlemeye çalışan restorandaki insanları gözünden kaçırmadı. Yue ile Shia’ nın güzel olduğunu bilmesine rağmen bu kadar göz alıcı olacaklarını beklemiyordu. Orada birçok yabancı vardı. Hajime ortamı garip hissettiğinden biraz aksadı.
Üç kişilik bir oda lütfen.
Hajime bunu hiç tereddüt etmeden söylemişti. Etrafındakiler mırıldanmaya başladı ve kızların yanakları kızarmaya başladı.
Hayır, bu iyi olmaz! İki tane çift kişilik oda istiyoruz.
Bunu söyleyen Yue idi. Etrafındaki müşteriler, özellikle erkek olanlar Hajime’ ye yönelip “Bunu hak ettin!” der gibiydi. Yue’nin sözleri erkekler ve bayanların ayrı odalarda kalmak için söylediğini düşündüler. Bununla beraber Yue’ nin sonra söyledikleri onları umutsuzluk içinde bıraktı:
Bir oda ben ve Hajime için; diğer odada ise Shia kalacak.
N-ne? Bu da neyin nesi? Terk edilmek, kimsesiz odalarda bırakılmak istemiyorum! Üç kişilik oda bence daha iyi.
Shia’nın şiddetli protestosu karşısında, Yue sadece bir şey söyledi:
Shia orada olursa bu çok dikkatli dağıtıcı olur.
Dikkatli dağıtıcı mı? Ne demek istiyorsun?
Ne?
Fakat? Bek- böyle şeyler burada söylenmez! Bu çok kaba!
Hajime’ ye karşı gözlerinden kıskançlık alevi fışkıran adamlar Yue’ nin söylediklerini duyduktan sonra bir kez daha umutsuzluğa kapıldılar. Hancı kız kızarmış yüzüyle bir Hajime bir Yue’ ye bakıp durdu. Bu sözlerin kendisini mahcup ettiğini düşünen Hajime, konuşmaların bu şekilde devam etmesi halinde buna bir son vermeyi planlıyordu fakat planı biraz yavaş işliyordu.
Yue-san, o halde sen diğer odada kal! Ben ve Hajime-san ise aynı odada kalacağız!
Yani, o zaman?
Yue, soğuk ve delici bakışlarını parmağıyla işaret ettiği Shia’ ya yöneltti. Eğitim günlerinde kadının cesaretli olması gerektiği yönünde birçok eğitim almıştı. Bunları hatırlayan Shia içinden “Kadının medeni cesareti…” diye mırıldanıp daha sonra titreyen sesiyle haykırdı:
O- o halde bekâretimi Hajime-san’ a vereceğim!
Etrafa sessizlik çöktü. Hiç kimse bir tek kelime bile söylemeden, tek çıtırtı dahi duyulmadan herkes donakaldı. Handaki herkes bakışlarını onlara yöneltti. Kızın babası mutfaktan “Hahahaha, gençlik güzel şey!” diye haykırdı.
Yue öfkeli gözlerle titremeye başladı:
Bu gün senin ölüm yıldönümün olacak!
Ha? Bunu kesinlikle kaybetmeyeceğim. Yue-san’ ı bozguna uğratacağım ve şu andan itibaren başkahraman olacağım.
Boynuzun kulağı asla geçemeyeceğini sana göstereceğim!
O halde birazdan gerçekleri göreceksin!
Yue’ den ve Sledgehammer’ ı omuzlayan Shia’ dan olağanüstü bir öfke saçılıyordu. Bu gerçekten kargaşaya neden olmuştu ve oradaki atmosferi hisseden herkes gergince yutkunuyordu.
O zaman…
GOCHINn GOCHINn…
Hiu!?
Birbirlerine attıkları yumrukların sesi kendi çığlıkları arasında kayboluyordu. Gözleri dolu olan Yue ile Shia, elleri başlarının arasında çömelmiş bir vaziyette duruyorlardı. İkisinin başına da vuran elbette Hajime’ ydi.
Öf! Yeter artık, her yerde sorun yaratıyorsunuz! Hepsinden de ötesi bu yaptıklarınız beni utandırıyor!
Uu, Hajime’ nin aşkı ıstıraplı…
Biraz daha, bu konuşmalarına biraz daha devam edersen, bu ıstırabı…
Ne ekersen onu biçersin seni apt-
Hajime soğuk bakışlarını onlara yöneltti. Hajime’ nin onlara dik bakmasıyla kızlar bir anda duruşunu düzeltti.
Kargaşa için çok özür dilerim. Üç kişilik bir oda lütfen.
Bunu duyduktan sonra hancı kız epey şaşkın görünüyordu:
Bu durumda üç kişilik oda mı? Başka bir deyişle üç kişi yani… Wavv, bu hayret verici… Hah, şimdi bana hamamı bu sebeple iki saatliğine rezerve ettiğini söyleme. Birbirinizin vücudunu köpüklemek… Sonra ise bunu ve onu… Ne kadar da olağandışı…
Kızın aklı geziye çıkmıştı. Olanlara daha fazla dayanamayan hancı kadın, kızı sürükleyerek içeri götürdü. Çocuğun babası gibi görünen bir adam işlemleri anlatmaya devam etti. Anahtarı verirken “Bu olanlardan dolayı kızım adına özür dilerim” dedi. Öte yandan gözleriyle “Nihayetinde erkek adamsın. Şu an hormonların tavan yapmış durumda. Nasıl hissettiğini anlayabiliyorum” der gibi bakıp sırıtıyordu. Elbette bu adam bir gece sonra “Gece iyi eğlenebildin mi” diyebilecek biriydi.
O adamın ne söylediğinin ve şaşkın ve kuşkulu gözlerle onları seyreden diğer müşterilerin nasıl tepki verdiğinin Hajime için bir önemi yoktu. Yue ile Shia omuz omuza vermiş, dizlerinin üzerine çömelmiş bir vaziyette oturuyorlardı. Hajime kendilerine ayrılan 3. kattaki odaya hemen fırladı. Bir süre sonra durmuş zaman devam etmeye başladı ve aşağıdan gürültüler gelmeye devam etti. Yorgunluktan takati kalmayan Hajime bu sesleri duymamazlıktan geldi. Yue ile Shia odaya girdiklerinde dosdoğru yataklarına gittiler. Hajime o an çoktan uyumuştu.
Birkaç saat uyuduktan sonra, Hajime akşam yemeğini yemek için Yue tarafından uyandırıldı. Daha sonra üçü de yemekhaneye beraber girdi. Hajime rezervasyon yaptırırken orada yemek yiyen müşteriler tuhaf bir şekilde hala oradaydılar.
Bir an olsun, Hajime yanaklarının seğirdiğini hissetti. Ardından sakinleşmeye çalışıp sandalyeye oturdu. Daha önce resepsiyonist olarak gördükleri hancı kız bu defa kızarmış yüzüyle karşılarına garson olarak çıktı:
Olanlar için çok üzgünüm.
Özür dilemesine rağmen gözlerindeki merakı gizleyemedi. Hajime’ nin verdiği sipariş sonrası gelen yiyecekler çok lezzetliydi ve nihayet uzun bir aradan sonra normal yemekler yiyordu. Bu yüzden yemeklerini yavaşça yemek istiyordu fakat nefes alış verişinden bunu başaramadığı anlaşılabiliyordu.
Hamamın bay ve bayanlar için kullanım saatleri farklı olmasına rağmen Yue ile Shia oraya izin almadan girdi ve curcuna bir kez daha yükseldi. Hajime yine onları başlarına bir yumruk indirerek cezalandırdı. Bu arada hancı kız görünemeyeceği bir köşeden onları sinsice izliyordu. Annesi tarafından bulunduğunda o da kıçına bir şaplak yiyerek cezalandırıldı.
Uyuma saati geldiğinde Yue ile Shia doğal olarak Hajime’ nin  yatağına gittiler. Hajime’ nin sağ tarafında bir problem yoktu fakat onun sol yanına yanaşan Shia suni kolunun soğukluğundan dolayı ağlamaya başladı. Shia’ nın sahte sızlanmalarından biri olduğunu düşündü. Bu durumu fark eden Yue öldürücü gözlerle Hajime’ ye yakından baktı. Bu durum gece boyunca devam etti.
Ertesi sabah Hajime kendi kendine söz verdi: Bir dahaki sefere sadece iki kişilik oda rezerve edecekti. Bu oda sorgulanmaksızın kendisi ve Yue için olacaktı. Shia bu yüzden suratını assa da bu problem olmayacaktı. Sonuçta Yue’ nin bu sessizliği kendi zihinsel sağlığı için iyi değildi.
Kahvaltılarını yaptıktan sonra, Hajime, Yue ile Shia’ ya seyahatlerinde gerekecek malzemeleri satın almaları için biraz para verdi. Handan ayrılacakları saate kadar biraz zamanları vardı. Shia ve Yue bu işlerle ilgilenirken Hajime’ de odada bir takım işlerle meşgul olacaktı.
Ne işleri?
Shia Hajime’ yi açıkça sorgulamıştı.
Yapmak istediğim bazı şeyler var. Çünkü bunlar zaten planlanmıştı. Tamamlamak için sadece birkaç saat gerektiğine eminim. Geçen gece bitirmeyi ciddi anlamda düşünmeme rağmen garip bir şekilde kendimi çok yorgun hissediyordum.
Yue-san, kıyafetlere bakmamın bir sakıncası var mı?
Nn, hayır bakabilirsin. Ben de tezgâhların etrafında dolanacağım.
Aah, bu çok iyi olur. Dün çok kısa bir süre gezindik. Alışveriş yaptıktan sonra yemek yemeye gideriz.
Bakışlarını başka yöne yönelttikten sonra yapacakları alışveriş hakkında yüksek sesle konuşmaya başladılar. Neye sebep olduklarını bilmelerine rağmen bunu kabullenmek istemediler. Yalnız, sakince konuyu değiştirmeyi başardılar.
Siz bayanlar, gerçekten iyi geçiniyor gibisiniz.
Hajime onların kulağına eğilip böyle fısıldamıştı.
Ç.N. : Hiçbir hedefim olmamasına rağmen Ygs sınavına hazırlandım. Gecikmem, bundan ötürü ? Tekrar görüşmek üzere..
E.N. : Millet bu işte yeniyim hatta ilk defa deniyorum da diyebilirim kusurlarım için şimdiden özür dilerim.

Yorum Yap "Ari 5.1 - Irmak Şehir’in İçinde II"