Dünyanın Oluşumu Günceli

Ari 4.9 - Büyük Ağaç’ın sırrı

Eylül 24, 2016
Arifureta Shokugyou de Sekai Saikyou:
Kitap 4 Bölüm 9:Büyük Ağaç’ ın sırrı

Önceki Bölüm |Tanıtım | Sonraki Bölüm
Sisin derinliklerinde, Hajime ve diğerleri Büyük Ağaç’ a doğru ilerliyorlardı. Bütün Haulia üyeleri etrafa dağılmış, eğitimlerinin bir parçası olarak etrafta düşman olup olmadığını kontrol ediyorlardı. Çünkü gerçek şu ki, hazırlıksız kalmak bedenlerini oyup geçen en büyük düşmandı. Bütün üyeler çok ciddi görünüyorlardı. Birçoğunun vücudundaki yaralar ve morluklar onları fazlasıyla zorluyordu. (Ç.N.: Geçen bölümün sonunda Hajime onları cezalandırmak için teşebbüste bulunmuştu. Anlaşılan, gerekeni yapmış.)
“ Uuh! Hala karıncalanmayı hissediyorum!”
Shia merminin isabet ettiği yeri ovarken mızmızlanmaya devam ediyordu. O andan bu yana Hajime’ ye gücenmiş gözlerle bakıyordu.
Bana bu şekilde bakmayı bırak. Bu çok rahatsız edici!”
Bunun rahatsızlık verici olduğunu söylemek iyice yüzsüzlük oldu. Bir bayanın kıçına ateş etmek çok rastlanan bir şey değil. Dahası, bunu yapmak için yüksek düzeyde bir yetenek kullanmak-…”
Aynı şeyler senin için de söylenebilir. Gerçekten başıma odunla vurmayı düşündün ve kaçmak için bir adamı kendine kalkan yapmak istedin! Bu, normal bir insanın yapacağı türden bir şey değil.”
Onların yanında, Haulia’ dan bir adam başını iki yana salladı.
Uu, bu Yue-san’ ın verdiği eğitimin bir sonucu…”
Shia’ yı yetiştiren kişi benim.”
Bu konu üzerinde yorum yapamam.”
Bununla övünürken, Yue Hajime’ ye sanki “Beni takdir et” der gibi bakıyordu. Hajime ise bakışlarını başka yöne çevirdi.
Uyumlu bir şekilde iletişim kurarak 15 dakika ilerlediler. Grup, sonunda Büyük Ağaç’ a vardı.
Büyük Ağaç’ a baktığında Hajime’ nin ilk görüşü…
Lanet olsun! Bu…”
Yarı şaşkın ve yarı şüpheli bir sesle böyle söylemişti. Yue’ nin yüzünde de beklentileri dağılmış gibi silik bir ifade oluşmuştu. Onların ikisi de Büyük Ağaç’ ı Feae Belgaen’ deki diğer ağaçlardan daha büyük ve ihtişamlı olarak hayal etmişti.
Fakat Büyük Ağaç onlar için tam bir hayal kırıklığıydı. Bu ağaç diğer ağaçlardan bile daha kuru bir ağaçtı.
Ağacın ebadı beklentilerinin altında değildi. Büyük Ağaç’ ın çapı yaklaşık olarak 50 metreydi. Etraftaki ağaçlara göre biraz tuhaf bir ağaçtı. Buradaki ağaçlar geniş ve yeşil yapraklara sahipken yalnızca Büyük Ağaç’ ın kuru bir görüntüsü vardı.
Büyük Ağaç, Feae Belgaen kurulmadan önce de kuru bir ağaçtı. Bununla beraber, hiçbir zaman tam olarak da çürümedi. Hiçbir zaman değişim geçirmedi. Etrafı saran sisin doğası ile ve Büyük Ağaç’ ın daima kuru olması fakat çürümemesi ile burası kutsal bir yer olmaya başladı. Hımm, hatta söylenenlere göre burası turist noktası olmasına rağmen…”
Kam bunları anlatırken Hajime ve Yue daha da meraklanıyordu. Hajime anlatılanları dinliyorken Büyük Ağaç’ ın köklerine dikkatle bakıyordu. Alfrerick’ in de söylediği gibi orada bir taşbaskı yapı vardı.
Bu… Tıpkı Orcus’ un kapılarının…”
Hmm, bu aynı işaret…”
Taşbaskının üzerinde, kazınmış yedi arma ile yedi tane benzer sistemde kare vardı. Bu, Orcus odasının kapısındaki ile tamamen aynıydı. Hajime bunu doğrulamak için Orcus yüzüğünü çıkardı. Yüzüğün üzerindeki model taşbasmanın üzerindeki ile aynıydı.
Nihayetinde o Büyük Zindan’ a giden yoldu. Fakat… Şimdi ne yapılmalı?”
Hajime Büyük Ağaç’ a yaklaştı ve “güm güm” vurmaya başladı. Elbette ağaçta bir değişiklik olmadı. Kam ve diğerlerine bu ağaç hakkında bilgi sahibi olup olmadıklarını sordu. Cevap olarak sadece “hayır” denildi. Alfrerick’ ten bütün adetleri öğrenmesine rağmen girişte buna ilişkin hiçbir şey yoktu. Onun bir şeyler gizleyebileceğini düşündü. Bu yüzden “Acaba borcu tahsil etmeli miyim” diye düşünmeye başladı
O süreçte Yue taşbasmayı incelerken aniden sesini yükseltti:
Hajime! Şuna bir bak!”
Nn? Bir şey mi var?”
Yue taşbasmanın diğer yüzüne dikkat etmişti. Taşbasmanın öteki yüzünde yedi arma ile uyumlu oyuklar vardı.
Bu…”
Hajime elinde tuttuğu Orcus yüzüğünü baskıtaşındaki çukura yerleştirdi.
Sonra… Taşbaskı hafifçe parıldamaya başladı.
Ne olduğunu merak eden Haulia kabilesi, bir araya gelip hayretle olup bitenleri izlemeye başladı. Bir süre için, ışıkları kademeli olarak sönen ve içinden belli belirsiz nesneler görünen taşbaskıya baktılar. İçinde yazan bir yazı vardı.
Dört Kanıt
Yeniden Doğuşun Gücü
Spun Bond İşaret Direği
Bunu kanıtlayan biri için yeni bir kapı açılacak


Bu da ne demek oluyor?”
Dört kanıt… Belki de bu diğer zindanların varlığına atıfta bulunmuyor mu?”
O halde yeniden doğuşun gücü ve Spun Bond işaret direği ne anlama geliyor?”
Bu konuda şaşırmış olan Hajime’ ye Shia yanıt verdi:
Spun Bond işaret direği… Bu şey değil mi? Yarı-insan ırkına geçişinin geçici olup olmadığını kontrol etmek… Sadece yarı-insanlar Ağaç Denizi’ nde serbestçe dolaşabilir. Yarı-insanlığı geçici olarak elde etmek istisna içinde istisnaydı.”
Anlıyorum. Buna benzer bir şey yani.”
Sonraki dönüşüm… Ben mi?”
Oto-dönüşüm” büyüsüne sahip olan Yue kendini işaret etti. Bunu test etmek amacıyla “Oto-dönüşüm”  büyüsünü harekete geçirmek  için Büyük Ağaç’ a dokundu ve parmağını hafifçe oynattı. Fakat ağaçta herhangi bir değişiklik olmadı.
Ha? Yanlış giden bir şeyler varmış gibi görünüyor.”
Nn… Bu kuru ağaçta… Yeniden doğuşun gücü… Dört delil ile birlikte… Dört delil, Yedi Büyük Zindan’ ın yarısını ele geçirdikten sonra yeniden doğuş hakkında olan büyüyü elde edebiliriz. Buna benzer bir şey miydi?”
Hajime Büyük Ağaç’ ın onarılması için bunun gerekli olup olmadığını merak ediyordu. Yue de yapılacaklara razı olacakmış gibi bakıyordu.
Haa, kahretsin! Getireceği sıkıntılarla bile orayı kuşatmamız şu an için imkânsız gibi görünüyor. Yapabileceğimiz bir şey yok fakat diğer zindanlara gitmek için…”
Nn?”
Hajime sorusunun cevabını bulabilmek için bu kadar ilerledikten sonra sadece dişlerini gıcırdatabildi. Yue de bu durumdan etkilenmişti. Bu konuda endişelenmelerine rağmen mevcut zamanda Büyük Zindan’ a giremeyecekleri için  yapabilecekleri bir şey yoktu. Şimdilik diğer üç delili elde etmek için hedeflerini değiştirdiler.
Hajime Haulia kabilesini bir araya topladı.
Duyduğunuz gibi, şimdi diğer Büyük Zindan’ ları ele geçirmeyi hedefliyoruz. Bize Büyük Ağaç hakkında rehberlik etmek için verdiğiniz sözü şimdilik rafa kaldırıyorum. Şu anki durumunuzda, hatta Feae Belgaen’ in güvensiz ortamında bile Ağaç Denizi’nde hayatta kalmayı başarabilirsiniz. Bu demek oluyor ki güle güle.”
Daha sonra Shia’ yı dikizlemeye başladı. Hajime, Shia’ nın bazı sözlerin ardına saklanıp saklanmayacağını merak ediyordu. Shia da duygularını açığa vurmak için bunun mükemmel bir zaman olduğunu biliyordu. Geri dönecek olsa da Büyük Zindanları kuşatmak epey zaman alacaktı. Doğal olarak bu süre zarfında ailesini görme şansı olmayacaktı.
Shia önce başını salladı, daha sonra Kam ve diğerlerine seslenmek için bir adım ileri attı:
Bab-, patron! Bir şey diyeceğim! Huhu, baba! Şimdi sıra bende!”
Kam ise Shia’ yı dikkate almadan bir adım geri attı. Sonra hazır ol vaziyetinde bekledi. Onun tarafından“Baba? Bekle, baba!” sözleri gayet net bir biçimde duyulmasına rağmen Kam adeta bir İngiliz askeri gibi* dimdik durup ileriye bakıyordu.
*İngilizler duygusuzluklarıyla ve katı kurallarıyla bilinir. Yazarın daha önceki bölümlerde geçen Berserk veya buna benzer örnekler vermesi diğer milletlerin kültürleri hakkında da bilgi sahibi olduğunu gösteriyor. Gerçekten takdire şayan.
Ne?”
Shia’ nın Kam’ a “Baba? Baba?” diye seslendiği ve görmezden gelindiği anlarda Hajime Kam’ a yaklaşıp ona bir şeyler sordu. Shia’ yı dinlemeyen Kam Haulia kabilesinin ortak fikrini söyledi:
Patron, lütfen bizi de yanında götür.”
Ha? Buradaki herkes Hajime-san ile gitmek istiyor mu?!”
Shia Kam’ ın söylediklerine şaşırdı. Bunun üzerine Shia Kam’ a sordu:
On gün önceki görüşmede beni gönderdikten sonra ruh halinize ne oldu?”
Bizler Haulia kabilesiyiz fakat aynı zamanda Haulia kabilesi değiliz! Biz patronun emrinde olan astlarız! Şüphesiz, bizi yanına almanı istiyoruz! Şüphesiz, bu kabilemizin ortak kararıdır!”
Bir saniye bekle baba! Bunu daha önce hiç duymadım. Bundan ziyade, ne için bu zorlu işe…?”
Kabul ediyorum, Shia’ yı kıskanıyoruz!”
O bunu kabul ediyor! Gerçekten de bunu söyledi. Peki, on gün içinde neler oldu?”
Kam, kabilenin ortak fikrini söylüyorken Shia’ nın düşüncelerini reddetti. Hajime’ nin aklından “Şu anki durumumuz nedir?” sorusu geçtikten sonra açıkça yanıt verdi:
Reddediyorum!”
Neden?!”
Kam, Hajime’ nin ani cevabının sebebini sormayı denedi. Kabilenin diğer üyeleri de Hajime’ ye sabırsızlıkla yaklaştı.
Çünkü bana sadece ayak bağı olacaksınız, sizi geri-”
Fakat!”
Şu an için buna takılmayın. Seyahatimiz için 180 gün bile az olabilir!”
Bu doğru mu?”
Buna ek olarak, Kam ve diğerleri ona tutunmayı aklına koydu. Şu an düşündükleri şey “İzin verilmese de onu takip edeceğiz!” fikriydi. Görünen o ki, onların içinde General Hartman’ ın verdiği eğitimlerden dolayı, ona karşı tuhaf bir güven anlayışı ve derinden gelen bir saygı oluşmuştu. Böyle devam ederse, Hajime’ yi şehirde takip edeceklerdi. Kargaşaya mahal vermemek için onlara bir şart koştu:
O zaman, şunun olması gerekiyor: Burada kalıp eğitime devam etmenizi istiyorum. Bir dahaki sefer Ağaç Denizi’ ne geldiğimde istediğim seviyeye gelmiş olursanız sizi astlarım olarak kabul edeceğim.”
Bu sözlerde bir yanlışlık mı var?”
Hayır, hiçbirinde.”
Eğer yalan söylüyorsan, insanların bulunduğu şehirlere gittiğimizde yeni bir tarikat kurmuşuz gibi sana patronun adıyla hitap etmeye devam edeceğiz, tamam mı?”
Çok kötü bir strateji anlayışınız…”
Hımm, çünkü bizde patronun astlarında olan gurur var.”
Bu cesur astın tavrı Hajime’ nin yanağının seğirmesine neden oldu. Yue ise Hajime’ yi rahatlatmak için onun kolunu okşuyordu. Hajime derin bir nefes verdi ve ardından gökyüzüne baktı. Ağaç Denizi’ ne ikinci defa gelişinin sıkıntılı olacağını düşündü.
Yola çıktığım gün olmasına rağmen… Hiç kimse bana bakmadı…”
Hiç kimsenin ondan böyle bir söz beklememesine rağmen, Shia bu sözleri söylerken hıçkırarak ağlıyordu.
***


Hajime, Yue ve Shia’ ya Kam ve diğerleri Ağaç Denizi sınırlarında eşlik ediyordu. Bir kez daha çift tekerli araç ile düz ovaya daldılar. Oturma düzenleri Yue, Hajime ve Shia şeklinde sıralanıyordu. Hajime Shia’ nın kendisine yapışma derecesini artırdığı andan itibaren rahatsız olmaya başladı ve onu görmezden gelmeye çalıştı. Buna rağmen Hajime’ nin bu tavırlarını önünde oturan Yue hemen fark etti.
Shia, Hajime’ nin omzunun üzerinden bir soru sordu:
Hajime-san, şu anda bir sonraki gideceğimiz yer hakkında hiçbir şey duymadığımı hatırladım.”
Ah, daha önce hiç söz etmedim mi?”
Kesinlikle bir şey duymadım.”
… Bunu zaten biliyordum.”
Shia, bunu duyduğuna mutlu olmuş gibi bir tavır sergileyen Yue’ yi mırıldanarak protesto etti.”
Şu anda burada bir yandaşınız olarak duruyorum. Bu konuda lütfen beni de bilgilendirin. İletişim çok önemlidir.”
Benim hatam. Bir sonraki gideceğimiz yer Yükselen Büyük Kanyon.”
Hajime’ nin sözlerinden sonra Shia sorgulayıcı bir ifade takındı. Haltina Ağaç Denizi’ nden başka Yedi Büyük Zindan zaten onaylanmış bir yerdi. Bunun dışında “Guryuen Büyük Çölü Volkanik Dağı” ve “Shune Kar Şehri Buz Mağarası” da vardı. “O güzergâh gerçekten en iyi yol muydu?” sorusu Shia’ nın aklını epey kurcalıyordu. Hajime belki de Shia’ nın aklından geçenleri tahmin ettiğinden dolayı aklından geçenleri anlatmaya başladı:
Şu anda, Yükselen Büyük Kanyon’ da bir Büyük Zindan olup olmadığını bilmiyorum. Shune Kar Şehri şeytanların bulunduğu ülkede. Bu yüzden şimdi oraya gitmek problemlere yol açabilir. Büyük Volkanik Dağ’ a gitmek daha iyi bir seçenek gibi görünse de doğudan batıya doğru yayılan Yükselen Kanyon’ a giderken zaten oraya da uğramış olacağız. Belki de yol boyunca bir zindan buluruz, değil mi?”
Yü-yükselen Büyük Kanyon’ a ulaşmak için mi?”
Shia’ nın yanakları istemeden seğirdi. Yükselen Büyük Kanyon herkesçe ölüme giden yol olarak bilinirdi. Aynı zamanda orası ailesinin neredeyse yok olduğu yerdi. Böyle bir yola girme düşüncesi beyninde şok etkisi yarattı.
Hajime’ ye adeta yapışan Shia’ nın kötü etkilendiğini bilen Hajime şaşırmış bir ifade takındı.
Biliyorsun, biraz kendi gücüne güven. Şu anki senden bahsedecek olursak, kanyondaki şeytani canavarlar sınırdaki şeytani canavarlardan pek de farklı değil. Yükselen yerde büyü kullanabileceğimizi bilmiyor musun? Bedenini kuvvetlendirdiğin için artık yeteneklerinde uzmanlaşan senin için, bunlar ayak bağı bile olamaz. Bundan ziyade, göreceğin şeyler senin için aşama olacak.”
Senin öğretmenin olarak utanıyorum.”
Uu, aslında ben utandım~
Yue şaşkın gözlerle Shia’ ya bakınca Shia konuyu değiştirmeye çalıştı:
So-sonra, çünkü Büyük Kanyon’ a gidiyoruz. Bu gün kamp yapacak mıyız? Veya bunun yerine en yakın köy ya da şehre mi gideceğiz”
Mümkün olursa, yiyecekler için biraz baharat almak istiyorum. Şehirden bir şeyler tedarik etmek ilerili zamanlar için harika olacaktır. Gördüğüm haritaya göre bu civarda bir şehir olmalıydı.”
Hajime önlem olarak normal yiyecekler yemek istiyordu. Aynı zamanda istediği şeyleri alabilmek için biraz paraya ihtiyacı olacaktı. Sahip olduğu bazı materyalleri, bozulmadan önce para ile takas etmek istiyordu. Buna ek olarak, Yükselen Büyük Kanyon’ a gitmeden önce konaklayacak bir yer bulmak istiyordu.
Haa, yani bu yüzden… Şükürler olsun!”
Shia Hajime’ nin söylediklerini duyduktan sonra epey rahatlamış görünüyordu. Bu duruma afallayan Hajime“Ne yüzden?” diye sordu.
Hımm, Hajime’ nin hikâyesine göre onun Yükselen Büyük Kanyon’ daki şeytani canavarların etini yemekten memnun olduğunu düşünmüştüm. Yue-san, Hajime-san’ ın kanından beslendiğinden dolayı onun için zaten problem yoktu. Kendi yiyebileceğim şeyleri tedarik etmek için seni nasıl ikna edebileceğimi düşünüyordum. Bunun, sadece hayal ettiğim kuruntulardan ibaret olduğuna memnunum. Yani Hajime-san normal yiyecekler yiyor.”
Elbette! Şeytani canavar yemeyi kim sever ki! Sen beni ne sandın?”
Predator* denilen bir şeytani canavar.”
*Predator: Yırtıcı hayvan
Pekâlâ, şehre varana kadar seni kelepçeli tutacağım.”
Bek- dur! O… Kelepçeyi nereden çıkardın? Gerçekten beni o kelepçeyle bağlamayacaksın değil mi?” Yue-san öyle bakıp durma! Lütfen yardım et!”
Bir anlamda, onların ova boyunca ilerlerken ettiği kavgalar ilişkilerinin iyi olduğunu gösteriyordu.
Çift tekerli araçla birkaç saat ilerledikten sonra karanlık çökmeye başlarken şehrin ışıkları göründü. Hajime orayı Abbys’ ten çıkıp gördüğü andan beri mutlu görünüyordu. İçinden “Geri döndüm” diye düşünüyordu. Yue de heyecanlı görünüyordu. Shia başını çevirip gözleri karşısında duran şeyle buluştuktan sonra, yüzünde gülücükler yüzmeye başladı.
Hımm, çok güzel bir atmosfer olmasına rağmen, bu kelepçe… Bunu biraz gevşetemez misin? Bazı sebeplerden dolayı onu kaldıramıyorum. Ha, beni duyuyor musun? Hajime-san? Yue-san? Lütfen beni görmezden gelmeyin! Şimdi ağlayacağım! O kadar elemli ağlayacağım ki duyunca bunalım geçirebilirsiniz!”
Hajime ve Yue ise sadece gülümseyerek yanıt verdiler.


Önceki Bölüm |Tanıtım | Sonraki Bölüm

Yorum Yap "Ari 4.9 - Büyük Ağaç’ın sırrı"