Tankların Tarihi Günceli

Ari 4.8 - Hajime’ nin Hatası

Eylül 24, 2016
Çeviren ve Düzenleyen AsitPetix

Önceki Bölüm |Tanıtım | Sonraki Bölüm
Arifureta Shokugyou de Sekai Saikyou:
Kitap 4 Bölüm 8:Hajime’ nin Hatası
Regin Banton güçlü bir adamdı. Ayı adam kabilelerinden biri olan Banton Kabilesi’ nin başkanlığı için onun ismi konuşuluyordu. İhtiyarlardan biri olan Jin Banton’ u kendine örnek alıyordu ve kendi çabalarıyla Jin’ in sağ kolu olmuştu.
Banton kabilesinde sadece Regin değil; Jin de çok popüler biriydi. Bunun sebepleri, Jin’ in geniş bir bakış açısının olması, içinde derin vatanseverlik duyguları taşıması ve hepsinin üstünde yarı-insan ırkı arasında en güçlü kişilerden biri olarak nitelendirilmesiydi.
Bu nedenle, Ayı adam kabilesi olup biteni duyduktan sonra bunun bir tür şaka olduğunu düşündü. Onların sevilen İhtiyarı olan Jin’ in bir insan tarafından bu hale getirildiğine inanamadılar. Bununla beraber acımasız gerçek ortaya çıktı: Bakımevinde takatsizce uzanan Jin’ in bu hali söylenenleri doğruluyordu.
Jin’ in yara bere içindeki halini gören Regin’ in şaşkınlıktan dili tutulmuştu. Sonra öfkesi ve kini yüzüne vurdu. Kalbi bu duygularla dolup taşıyorken, mevcut durumlarını kararlaştırmak için İhtiyarlara baskı yaptı. Sonuç olarak, her şeyi öğrenen Regin, İhtiyarları göz ardı ederek olup biteni kabilesine anlattı ve bu nedenle intikam almak için yola koyuldular.
Nefret ettikleri insanı (Hajime) yenmek için, İhtiyarların ikna etmesinden dolayı Banton kabilesinin hepsinden ziyade, sadece kabilenin genç üyeleri ve Jin’ e hayranlık duyanlar Regin’ in peşinden gitti. Toplamda yaklaşık 50 kişiydiler. Regin ve diğerleri, düşmanı oldukları insanın amacını bildiklerinden dolayı intikam için en iyi yolun Büyük Ağaç’ ın önünde ona saldırmak olduğunu düşünüyorlardı. Onların düşüncesini en iyi ifade eden cümle şuydu: “ Amacının uğrunda ölmek en iyi intikamdır.”
Nihayetinde, onların düşmanları insanlardan ve tavşan adamlardan oluşuyordu. Jin yenilmesine rağmen onun yenilgisini ani bir saldırı gibi alçakça bir sebebe bağlıyorlardı. Onlara göre, zayıf Tavşan Adam kabilesi ile  herhangi bir yön sezme yeteneği olmaksızın Ağaç Denizi’ nin derinliklerindeki sislere gidecek kadar akılsız insanlardan korkacak bir şey yoktu. Regin seçkin bir insandı. Normal şartlarda, bunları böyle yorumlamazdı. Fakat şu anda gözleri öfkeyle kaplanmıştı.
Bununla beraber, gözleri öfkeyle perdelenmiş olsa da, ne olursa olsun…
Ben yanlış mı…!?”
Regin kuşkuyla haykırdı. Bunun sebebi, gözlerinin önünde imkânsızmış gibi görünen bir şey vardı. Diğer yarı-insan kabileleri arasında en dipte olan Tavşan Adam kabilesi, savaşta en güçlüler arasında yer alan Ayı Adam kabilesini köşeye sıkıştırmıştı.
Ne duruyorsun! Hadi gel sene! Bana neler yapabileceğini göster! Yoksa seni dilim dilim doğrayacağım”
AHAHAHAHAHA, aynen bir domuz gibi bağırıyorsun!”
Şimdi bu pislikleri temizleme zamanı! HYAAHAHAHAHA HA!
Haulia, sayısız ölümcül atak savururken kahkahaları etrafta yankılandı. Onların nazik, barışçıl ve hepsinden öte savaşta zayıf olan hallerinden eser yoktu. Çaresizce direnmeye çalışan Ayı Adam kabilesinden çığlıklar yükselmeye başladı.
Kahretsin! Bu da neyin nesi! Sizler de kimsiniz!!?”
Bunlar Tavşan Adam kabilesi olamaz!”
Uwaaa! Yaklaşma! Yaklaşmaa!”
Pusuya düşürmek istedikleri Tavşan Adam kabilesi tarafından pusuya düşürülmüşlerdi ve inanılmaz bir güç gösterisi sergiliyorlardı. Aniden, doğru bir şekilde fırlattıkları oklara ve taşlara mükemmel ekip çalışmasını da eklediler. Neşeyle savurdukları kılıçlar, çıldırmışçasına bir tavır takınmaları ve sürekli kahkaha atmaları… Bütün bunlar, şiddetli bir kargaşa oluşturuyordu. Bu durumda özellikleri Ayı Adamların özelliklerinin üstündeydi.
Aslına bakılacak olursa Tavşan Adamlar bire bir dövüşte Ayı Adamlara karşı mücadele edemezlerdi. Bununla beraber cehennem gibi geçen 10 günlük eğitimden sonra farklı bir çehreye büründüler. Aslında Tavşan Adamların özellikleri diğer yarı-insanların meziyetleriyle kıyaslanamazdı. Bununla beraber hayatta kalmak ve savaştan kaçınmak için “gizli iş” yeteneği ve “tehlike algısı” yeteneğini iyice geliştirdiler. Nihayetinde hayatta kalma şansları buna bağlıydı.
Sonuç olarak, düşmanlarına pusu kurmak için onların varlıklarını hemen algılayabiliyorlardı. Suikast yapmaya uygun üstün yetenekleri olan bir ırk oldukları söylenebilirdi. Fakat doğuştan gelen bazı huyları bu özelliğin önüne çıkıyordu.
Hajime’ nin verdiği eğitimler sayesinde içlerindeki savaşma yeteneklerinin uyandığı söylenebilir. O tek başına, düşmanları köşeye sıkıştırmayı, silah kullanmayı, düşmanlarına zarar vermeyi, dinlenmeden nasıl kaçmaları gerektiğini öğretti. Kıdemli  Çavuş Hart**n’ ın* yaptığı konuşmaları hatırlayarak 10 günlük eğitimleri sonucu, beyinleri savaş amaçlı çalışmaya başladı. Aslında o bunun çok fazla geleceğini hissetmesine rağmen…
*Ç.N. :Kıdemli Çavuş Hart**n (Hartman)  büyük ihtimalle onların eğitim esnasında Hajime’ye hitap şekliydi.
Tereddüt etmeden saldırganca saldırma yeteneği edinen Haulia, savaşma cesareti sözünü kanıtladı. Çünkü büyük bir ailenin bireyleri olarak kabiledeki herkes ekip çalışması yeteneklerinin üst düzey olduğunu biliyordu. Birkaç düzeltme ile bu yetenekleri muazzam bir şekilde gelişme gösterdi.  
Ek olarak, Haulia’ nın savaştaki bu başarılarından biri de  kullandıkları silahların Hajime tarafından yapılmış olmasıydı.
Onların her birine 2 kodachi verildi. Bu kılıçlar kusursuz üretilmiş  birer şaheserdi ve kullanımı pratikti. O kadar keskindi ki hafif bir dokunuşla bir ot parçasını bile ikiye ayırabilirdi. Tor cevheriyle üretildiği için çok dayanıklıydı. Aynı zamanda tek kullanımlık atış bıçağı da taşıyorlardı.
Bunların yanında, Abbys’ te Örümceğe benzer şeytani canavarlardan edindikleri müthiş derecede esnekliği olan iplerle yaptıkları sapan ve mancınıkları da vardı. Bunlar, yakın mesafe savaşlarına cesaret edemedikleri zamanlardan kalma, çocukların kullandığı silahlardı. Sisin karşı tarafından Hajime ile konuşuyorken bile içgüdüsel olarak düşmanın yerini tespit edebiliyor ve isabetli atışlarla düşmanlarını öldürebiliyorlardı.
Hatta Pal bile… Kesin Ölüm Baltoferd, bir keskin nişancı edasıyla, mancınığıyla ateş ederken cezbedici görünüyordu.
Kesin ölüm atışı! Dediğim gibi, başın berbat durumda. ‘Kesin Ölüm’ imzasıyla…”
Pal… Kesin ölüm Baltoferd son zamanlarda birçok yeni alışkanlık kazandı. Bu arada kendisine Kesin Ölüm diyordu. Alışkanlıkla sürekli söylediği şey “hedef ve atış” idi fakat buna Hajime tarafından yasak getirildi. Bu durumdan hoşnutsuz görünüyordu.
Konuya dönelim. Haulia kabilesinin ani baskınıyla saldırıya zaman bulamayan ve fazla direnç gösteremeyen Ayı Adamlar kolayca yenilmeye yüz tutmuştu. Şu anda bile neredeyse sayıları yarıya inmişti.
Regin-dono! Bu böyle devam ederse…!”
Geri çekilin!”
Bununla ilgilenmeme izin ver!”
Tontoo!?”
Astının geri çekilme tavsiyesini duyduğunda tereddüt yaşamıştı. Çünkü içinde hala Jin’ in ve öldürülen askerlerinin öfkesi vardı. Tabii bu tereddüt Haulia’ nın keskin nişancıları tarafından görmezden gelinmedi. Bir an önce lorduna geri çekilme tavsiyesinde bulunan Tontoo adındaki askerin tam olarak şakağını atılan bir ok delip geçti.
Regin ve astlarının sarsılmasıyla düzensizlik içine düştüler. Anında saldırıyı yapan Kam ve arkadaşları ise bunun sadece şans olduğunu düşünüyorlardı.
Oklar sisin olduğu taraftan geliyordu ve isabetli bir şekilde ayı adamların ayak bileğine saplanıyordu. Bundan dolayı dikkati dağılan ayı adamlara ikinci saldırılar arka taraftan başları hedef alınarak yapılıyordu. Bu şekilde geriye kaçmak isteyenlerin beyni çıkıntılı çivilerle doluyordu.
Belki de bunun onların en iyi hareketi olması sebebiyle, önce ön taraftan rakibinin dikkatini dağıtıp sonra arka taraftan öldürücü bir fırtına getiriyorlardı. Haulia eğlenmek için onların varlığından ve ekip çalışmasından yararlanıyordu. Regin ve yandaşları bu olaydan ürpermişti. Karşısındakilerin gerçekten daha önceki aciz Haulia olup olmadığını düşünüyorlardı.
Savaş bir süre böyle devam etti. Regin ve arkadaşları yara bere içinde kaldıktan sonra bu karmaşadan nihayet kurtulup toparlandılar. Kendilerine destek olarak silahlarını kullandılar. Bu muhteşem ekip çalışması ve saldırı dalgası karşısında zorlukla nefes alıyorlardı. Dev bir ağacın arkasına sıkıştıktan sonra Kam ve diğerleri tarafından kuşatılmışlardı.
Ne oldu boş tenekeler? Yapabileceğinizin hepsi bu mu hanım evlatları!”
Sizin en güçlü kabile olduğunuzu duymuştum. Sizi baş belaları! Yine de boktan şeylersiniz!”
Ancak silahlarınızla ayakta durabiliyorsunuz. Dizlerinizden biraz rahatsız mısınız yoksa!?”
Bu aşağılama bombardımanını duyduktan sonra, karşısındakilerin Haulia olamayacağını düşündüler. Korkudan titreyen ayı adamlar tek bir şey düşünüyordu: “Bu adamlara ne olmuştu böyle?”. Başı ellerinin arasında olanlardan bazılarının cesareti kırılmıştı. Uzun saçlı bir ayı adam yaşlı gözlerle ve gerçekten tuhaf davranışlarda bulunarak “Gitmemize izin verir misiniz?” diye sordu.
Ha ha ha! Başka söyleyeceğiniz bir şey var mıydı? En güçlü Kabile!”
Kam bu iğneleyici ifadeleri gerçekten kötü bir ifadeyle salıvermişti. Savaşma ruhu uyanan Haulia geçmişte boyunları bükük olduğu zamanı düşünüyor gibiydi. Bu, Kam’ ın geçmişte hiç yapmadığı türden bir konuşmaydı.
Onlara gerekeni yapın!”
Kam’ ın söylediklerini duyduktan sonra, Regin’ in yüzü pişmanlıkla doldu. Bir şekilde afalladığı durumdan kurtuldu ve muhakeme etme bilincini tekrar kazandı. Jin’ in yarasını hala içinde taşırken bunun üzerine bir de Haulia’ nın güçlü saldırılarının soğuk duş etkisi yaratması bile içindeki öfkesi dinmemişti. Fakat içinde hayatta kalan yandaşlarını canlı olarak götürme sorumluluğu duyuyordu. Bilinci tekrar yerine gelmişti. Onları bu çıkmaz duruma sokmanın kendi hatası olduğunu biliyordu. Çünkü onları bu işe teşvik eden kendisiydi.
Bana ne istersen yapabilirsin. Beni yakabilirsin veya kaynatabilirsin. Fakat onları buraya zorlayarak getirdim. Onların gitmesine izin vermeni istiyorum.”
Ne! Regin-dono!?”
Regin-dono! Bu…”
Regin’ in sözlerini duyduktan sonra yandaşları bir karışıklık içine girerek kargaşaya başladı. Çünkü yandaşlarının hayatını kurtarmak için kendi hayatını ortaya koyuyordu. Astları kendi aralarında tartışmaya girdiği için Regin onları azarladı:
Sessizlik!… Gözlerimi kan bürüdüğü için bu tamamen benim sorumluluğum! Tavşan adam! Hayır, Haulia Kabilesi’ nin şefi! Bunun bencilce bir davranış olduğunu biliyorum fakat onların hayatını kurtarmak istiyorum! Bu kadar…”
Regin silahını yere bırakıp başını eğerek diz çöktü. Yandaşları, bir savaşçı olarak onun ne kadar gururlu olduğunu biliyordu. Bundan dolayı başını düşman önünde eğdikten sonra durumun vahametini anladılar. Onun sessiz kalmak için verdiği emri yerine getirememelerinin sebebi buydu.
Regin’ in hala başı eğikken Kam’ ın verdiği cevap…
Reddediyorum.”
Elindeki bıçağı yere fırlattı.
Uo!?”
Regin kıl payı arayla kaçabilirdi. Fakat Kam’ın saldırısıyla Regin ve astları kendilerine atılan oklarla ve süratle atılan taşlarla saldırıya uğradı. Ellerindeki koca baltaları kalkan olarak kullanarak kendilerini çaresizce savunmaya çalıştılar. Saldırı tamamlandığında ise Haulia’ nın bulunduğu taraftan kalplerinin derinliklerinden gelen kahkahalar duyulmaya başlandı.
Neden?”
Regin zorlukla çıkan bir sesle kendilerine saldırmalarının sebebini sordu.
Neden mi? Sizler düşmanımız değil misiniz? Sizi öldürmek için başka bir sebebe gerek var mı?”
Kam’ ın verdiği yanıt basitçe her şeyi açıklıyordu.
Ah, fakat…”
Hepsinden de öte, sizin küstahlığınızla eğlenmek ve sizi ezmek eğlenceli geliyor! Ha ha ha!”
N-ne? Sizi piçler! Bu adamlara…”
Kam’ ın dediği gibi Haulia kabilesi gerçekten de eğleniyor gibiydi. Güvenli bir yerden mancınık ve yaylarla saldırmak onlara zevkli geliyordu. Gücün vermiş olduğu cesaretle sarhoş olmuş gibiydiler. Karşısındaki rakiplerinin de yarı-insan olması, onları öldürdüklerinde kalplerinde en küçük bir acı hissetmiyorlardı. Kısacası kendilerini Berserk* gibi hissediyorlardı.
*Ç.N.: Berserk İskandinav efsanelerinde adı geçen cesaret ve kuvvetiyle meşhur bir kahramandır.
Saldırıların artmasıyla birbirlerine yakın duran ve savunma yapmaya çalışan Regin ve arkadaşları… Nihayet limitlerine ulaştılar. Ölümcül saldırılardan kaçmalarına rağmen vücutları yara içindeydi. Bir sonraki yaylım ateşine dayanamayacaklardı.
Sinsice sırıtan Kam elini kaldırdı. Haulia kabilesi çılgın gözlerle hedeflerine odaklanıp saldırıya hazır bir şekilde bekledi. Oranın ölmek için uygun bir yer olmadığını düşünen Regin gücünü topladı ve içinden, yanındakilerden özür diledi.
Kam’ ın eli, Regin ve yandaşlarının hayatını avlayan bir tanrının tırpanı gibi aşağı indi. Oklar ve taşlar aniden atıldı. Regin başka yere bakmaksızın yavaş hareketlerle olup biteni izledi. Ta ki…
Hemen durun!”
Zudoooon!
Her şeyi uzağa uçuran bir beyaz Hammer göründü.
Ha?”
Şaşkınlıktan dili tutulan Regin olup bitenlere istemeden böyle tepki vermişti. Fakat elinden bir şey gelmezdi. Ölümlerini kabullendikten sonra gökyüzünden solgun saçlı, tavşan kulaklı ve dev bir çekici olan bir kız düştü. Sonra çekiç korkunç bir sesle yere vuruldu. Bu, gelen okların ve taşların etrafa savrulmasıyla sonuçlandı. Bunlar yaşandıktan sonra afallayan Ayı Adam Kabilesi afallayan gözlerle etrafa bakmaya başladı.
Öfkeyle sarsılmak! O anda hissedilen buydu: Tabii ki bu Shia’ nın hissettiğiydi. Dev Sledgehammer basınç uygulanarak kullanılıyordu. Ağırlığını sanki hiç hissetmiyormuş gibi sağa sola savurduktan sonra bir fırtına oluştu. Daha sonra babasını işaret etti:
Ah! Cidden! Baba ve diğerleri! Lütfen aklınızı başınıza toplayın!”
İlk önce, Kam ve diğerleri Shia’ ya bakıp hayrete düştüler. Shia onları suçlarken bu kez şaşkınlıktan “ha?”diyen kendileri oldu.
Shia, bunu neden yaptığını bilmememize rağmen oradan çekil. Aksi halde arkandaki kişiyi öldürdüğümüzde sen de zarar görebilirsin. Bunu biliyorsun.”
Hayır, hareket etmeyeceğim. Buna daha fazla izin vermeyeceğim!”
Shia’ nın sözlerini duyduktan sonra Kam ve diğerleri gözlerini kıstı.
İzin vermeyecek misin? Shia, bana düşmanlarımızın yanında olduğunu söyleme sakın!” Vereceğin cevaba göre…
“ Hayır, bu adamlar ölürse umrumda değil!    
Bu uygun mu?”
Ayı Adam Kabilesi, kendi kabilesini durdurmak isteyen Shia’ ya karşı böyle düşünürken istemeden ona düşündüklerini belli ettiler.
Elbette. Öldürme arzusuyla gelen düşmanlara karşı kayıtsız olsaydım Yue-san’ ın verdiği eğitimlere katlanamazdım. Artık bu tecrübesizce düşüncelere sahip değilim!”
Hmm, o halde bizi neden durdurdun?
Kam Shia’ ya böyle sormuştu. Diğerleri de sorgulayan gözlerle ona bakıyordu.
Belli değil mi? Babam ve diğerleri bu derecede bozulacak! Ve daha da yozlaşmaya başlayacak!”
Bozulmak? Yozlaşmak?”
Kam ve diğerleri Shia’ nın söylediklerini duyduktan sonra “Hiçbir şey anlamadım” der gibi bakıyorlardı.
Bu doğru! Lütfen hatırlamaya çalışın. Hajime-san düşmanlarına karşı acımasız, gerekmedikçe konuşmayan, şeytani canavarları ve insanları öldürürken keyif alan… Buna benzer bir sürü şey! Hatta eğitimde size düşmanları öldürmeniz söylense bile bunu kendinize eğlenme sebebi yapmamalısınız!”
Hmm, eğleniyoruz gibi değil…”
Babam ve diğerleri! Şu anda yüzlerinizde nasıl bir ifade olduğunu biliyor musunuz?”
Yüz? Bunu söylemiş olsan da…”
Shia’ nın söylediklerini duyduktan sonra hepsi birbirinin yüzüne baktı. Shia derin bir nefes verdi. Bununla beraber ses tonu açıkça onlara bilgi veriyor gibiydi.
Bu yüzler, bize saldıran İmparatorluk Askerleri’ nin yüzlerine benziyor.”
Kh!”
Hepsi şok olmuştu. Bu, onların çılgınlıklarını yok etmek için yeterliydi. Hepsinin üzerinde soğuk duş etkisi yaratmıştı. Kendilerini yakalayan ve onları küçük gören insanların ruh haline bürünmek… Aslında yaptıklarının ne kadar çirkin olduğunu anladılar. Bu dayanılmaz bir gerçekti.
Sh-shia, ben…”
Huh, biraz sakinleşmiş görünüyorsunuz. Şükürler olsun! En kötü ihtimalle hepinizi yere sermek zorunda  kalabilirim diye düşünmüştüm.”
Shia neşeyle Sledgehammer’ ı savurmaya başladı. Shia’ nın işaretini duyan Haulia, titreyerek hemen Sledgehammer’ ın önüne geldi.
Hımm, bu sizin ilk savaşınızdı. Şimdi bunun farkına vardıysanız sorun yok. Bunların hepsi Hajime-san’ ın hatasıydı. Savaşma ruhunun önemini bilmeme rağmen bu gerçekten çok fazlaydı. Savaşma ruhundan ziyade bu yaptıklarınızla vahşi savaşçılara dönüşmüşsünüz!”
Shia bu kez de Hajime’ ye öfkeliydi. Homurdanırken “Neden böyle bir insan olmaya aldandım” diye mırıldandığı zorlukla da olsa duyulabiliyordu.
O anda bir silah sesi duyuldu. Shia’ nın arkasından, yere çöken bir varlığın inlemesi duyuldu. Hepsi panik içinde arkada unuttukları varlığa baktılar. Alnını tutarken acıyla kıvrılan Regin yere serilmişti.
Sizi kahrolası yaratıklar! Onların dikkati dağılmışken neden kaçma yolunu deniyorsunuz? Konuşmaları bitene kadar nişan vaziyeti alın!”
Yue’ nin eşliğinde Hajime, sisin içinden göründü. Görünen o ki  Shia ve diğerleri konuşmaya dalmışken Regin ve yandaşları kaçmaya çalışıyorlardı. Fakat Hajime’ nin neden öldürücü olmayan plastik kurşun kullandığı bilinmiyordu.
Ayı Adamlar Hajime’ nin söylediklerini duymalarına rağmen, kaçabilmek için etrafındakileri yokluyorlardı. Fakat Hajime “Baskı” ile onları susturdu. Bakışlar onların üzerinde iken, Hajime ile Yue Shia ve diğerlerine baktı.
Hajime, Kam ve diğerlerine baktığında, bazılarının garip davrandığını fark etti. Tuhaf bir şekilde yolun diğer tarafına bakıyorlardı. Fakat birkaç özür sözünden sonra Kam ve diğerlerine yaklaştı:
Hımm, özür dilemek için ne demeli, gerçekten bilmiyorum. Çünkü bununla ilgili bir problem yoktu. Birini öldürmenin verdiği şoku tamamen unutmuşum. Bu benim hatamdı, özür dilerim.”
Shia ve diğerleri ağızları açık, şaşkın şaşkın Hajime’ ye baktı. Bunun sebebi ise beklemedikleri fakat dürüstçe söylenmiş bir özür işitmeleriydi.
Pa-patron! İyi misin? Başını bir yere vurmadın ya?”
Doktor! Doktor! Burada ciddi bir problemi olan hasta var!”
Patron! Lütfen kendine gel!”
Böylesine tepki vermelerinin sebebi Hajime’ ydi. Hajime’ nin başındaki damarlar belirginleştikten sonra dudakları seğirmeye başladı.
Bu kez Hajime gerçekten hata yapmış olduğunu düşündü. Çünkü birini öldürdüğü zaman hiçbir şey hissetmiyordu. Birini öldürdüklerinde ortaya çıkacak şoku göz önünde bulundurmamıştı. Ne kadar güçlü olduğunun bir önemi yoktu fakat öğretme konusunda hiç deneyimi olmamıştı. Sonuç olarak, neredeyse Haulia Kabilesi’ nin aklını yitirmesine neden olacaktı. Bunun tehlikeli olacağını düşünüyordu. Özür dileme sebebi de buydu. Fakat Haulia’ nın onun akıl sağlığı konusundaki verdikleri tepki ise şüphe doluydu. Hajime her zamanki tutumunu tekrar gösterip “Öfkelenmem gerekiyor mu?” diye tereddüt içinde düşünüyordu.
Hajime bu sorunu şimdilik bir kenara bırakıp Regin’ e yaklaştı ve Donner’ in namlu ucunu onun alnına dayadı.
Pekâlâ, cesurca bir ölüm mü yoksa hayata utanç içinde devam etmek mi olacak?
Hajime’ nin sözlerini duyduktan sonra Haulia ve Ayı Adamlar şaşkın gözlerle ona baktılar.
Onun konuşması, bu durumda Ayı Adamlara göz yumulduğu anlamına geliyordu. Bu, düşmanlarına karşı açık yürekli ve acımasız olan Hajime’ nin sunduğu ciddi bir teklifti. Kam ve diğerleri “Belli ki onun kafası…” diye düşünerek üzüntü içinde ona bakıyordu. Daha çok öfkelenmesine rağmen şimdilik Ayı Adamların gitmesine izin verilmesinin iyi olacağını düşündü.
Bu ne demek oluyor? Gitmemize izin mi veriyorsun?”
Aa, İstiyorsanız geri dönebilirsiniz.”
Peki şartlar?”
Regin’ den başka herkesin kolayca gidebileceği söylenebilirdi. Shia’ nın ciddi bakışları Sledgehammer ile Hajime’ nin başı arasında gidip gelirken “Eğer başına sertçe vurabilirsem belki işe yarayabilir” diye söylendiği duyulabiliyordu. Bu konudaki uzlaşma Kam ve diğerlerinin sesiyle anlaşılıyordu.      
Hajime, zaman geçtikçe onları cezalandırmak için daha da öfkeleniyordu. Bununla beraber olup bitenlere göz yumuyordu.
Ha, evet şartlar… Faea Belgaen’ e ulaştığınızda İhtiyarlara bir mesaj iletmenizi istiyorum.”
Mesaj mı?”
Regin gergin bir halde Hajime’ nin  zor bir şart öne sürmesini beklerken, şimdi ondan sadece  bir mesaj ileticisi olmasını istiyordu ve bu öneri onu bir hayli şaşırttı. Fakat içerik konuşulmaya başlandığında olduğu yerde donakaldı.
Bana birini borçlusun.”
…Kh!? Bu…”
Hımm, ne yapacaksın? Kabul ediyor musun?”
Regin bunun ne anlama geldiğini bildiğinden, istemeden sesini yükseltti. Hajime, ardındaki rüzgârla Regin’ in vereceği cevabı bekliyordu. Bunun anlamı, galip gelen kişinin mağlup ettiği kişiyi bağışlamasıyla, ileriki bir zamanda borcunu galip gelen kişinin istediği bir şekilde ödemekti.
İhtiyarlardan birinin kaybı, üstelik İhtiyarlar Toplantısı kararı sonrası ona karşı hiçbir düşmanlık gösterilmemesi kararı alınmışken böyle bir şartın kabul edilmesi, Regin için çok acı olacaktı. Eğer mesaj iletilirse Hajime’ nin talebine kayıtsız şartsız yanıt verilecekti.
Tarafsızca bakılacak olursa, Jin ve Regin’ in durumlarının yaşamalarına müsaade edilmesi hususunda ortak bir yerde buluşmasıyla, İhtiyarlar Konferansı’ nın prestijinin azalacağı kesinlikle söylenebilirdi. İhtiyarların aldığı kararları ihmal etmeleriyle kural dışı hareket etmişlerdi. Ve onların açıkça düşmanlıklarını belli etmesiyle bir gün Hajime’ nin dişlerini onlara göstermeyeceği de söylenemezdi.
Başka bir deyişle, Regin ve yandaşlarının hayatta kalması onların ülkesine zayıf bir şekilde dönmesine sebep olacaktı. Hatta İhtiyarların kararını göz ardı etmeleriyle, omuzlarına ayrı bir borç yükü almış oldular. Üstelik kendilerini en güçlü kabile görerek övünmelerinden sonra yarı kayıpla dönmeleri Hajime’ nin de dediği gibi utanç içinde yaşamalarına neden olacaktı.
Hajime şaşkın bir tavır takınan Regin’ e karşı bir istekte daha bulundu:
Buna ek olarak, Haulia’ ya karşı ezici yenilgini kabul ederek ölen yandaşlarının sorumluluğunu da üstleneceksin.(Ç.N. : Savaşlarda taraflar ölülerini bile düşmanlarına bırakmak istemez. Bu yüzden Hajime küçük çaplı bir iyilikte bulunuyor.)”
Guu!”
Böyle bir şart öne sürmesinin Hajime için bir sebebi vardı. Elbette bu bir iyilik olarak düşünülemezdi. Yedi Büyük Zindan hakkında yeterince detay bilmemesinden dolayıydı. Faea Belgaen izole bir ülke olmasına rağmen, orada yapması gereken bir şeyler olabilirdi. Nihayetinde, orada kurucusundan itibaren aktarılan bazı gelenekler vardı. Hajime, bu yolda küçük hatalarla karşılaşabileceğini düşündüğünden bu iyiliği küçük bir sigorta olarak  gerekli düşünüyordu.
Silah namlusunun ucu endişe içinde bekleyen Regin’ in alnında duruyordu.
Beş saniye içinde karar ver. Bir saniye geçse bile sizi tek tek öldüreceğim. Hemen karar ver! Bu, (liderliğin) en temel vasıflarından değil mi?”
Hajime “Bir, iki…” diye saymaya başladıktan sonra paniklemesinden dolayı Regin’ in aklına hiçbir şey gelmiyordu.
Ben, ben anladım. Geri dönmemizi istiyorum.”
Anlıyorum. O zaman hemen gidin. Mesajımı iletmeyi unutma. Zamanı geldiğinde çağrılırsam ve kandırıldığımı anlarsam…”
Hajime’ nin tüm vücudundan fiziksel baskı ile öldürme arzusu taştı. İki defa yutkunduktan sonra net bir sesle:
O gün Feae Belgaen’ in sonu olur!”
Ona, kimin nasıl baktığının önemi yoktu. Bu durumda bir borç tahsildarı gibi… Hayır, bunun da ötesinde bir terörist gibiydi. Arka taraflardan sesler işitiliyordu: “Şükürler olsun’ Gerçek Hajime-san döndü!” “Patron nihayet şuurunu yine kazandı!” Bu tür tuhaf konuşmalar tekrar konuşulmaya başlandı. Fakat Hajime söylenenlere şimdilik dikkat etmiyordu. Epey çabayla elde ettiği atmosferi bozmak istemiyordu. Fakat onları sert bir ceza bekliyordu.
Haulia’ nın uğrattığı bozgunla gururları incinen ve Regin’ in, yandaşlarının hayatları için yalvarmasıyla ruhen çöküntü yaşayan Ayı Adamların itiraz edecek gücü kalmamıştı. Üzüntüyle geldikleri yere döndüler. Belki de bu olanlar genç (Ç.N.: Tecrübesiz) birinin etrafında toplanmaları yüzünden olmuştu ve uysalca mağlup olmalarını kabul etmişlerdi. Fakat Regin için, onun Feae Belgaen’ deki etkisi tamamen yok olmuştu. Ayrıca ona kaçak gibi davranılması ihtimali de vardı. Bununla beraber başkalarının hayatlarıyla kolayca oynadığı düşünülürse, bu ceza hafif bir ceza sayılırdı.
Ayı Adamlar sisin diğer tarafında gözden uzaklaştı. Hajime bunu teyit ettikten sonra Shia ve diğerlerine yöneldi. Önce, yere bakmasından dolayı nasıl bir tavır takındığını anlayamadılar. Sonra ortamın havası iyiden iyiye değişmeye başladı. Çılgın ve delice bir hal alan aynı zamanda onuru zedelenmiş hisseden Kam ve diğerleri ortamın havasına aldırmadan  Hajime’ ye birçok şey anlatıp konuşmaya başladılar. Aralarında sadece soğuk terler döken Shia durumu anlayıp “Hah? Bu hiç iyi değil!” dedi.
Hajime başını sallarken yukarı doğru bakmaya başladı. Yüzünde büyük bir gülümseme vardı. Bununla beraber kısık gözlerinde hiçbir biçimde gülümsemeye dair bir işaret yoktu. Sonunda, onun davranışlarını tuhaf bulan Kam ürkekçe seslendi:
Pa-patron?”
Evet, bu ciddi bir durum değil mi? Şimdi düşündüm ki, bu benim hatamdı. Bunun gibi, sizin standartlara ulaştığınızı söylemek yerine sizi frenlemeliydim.”
Ha-hayır, şimdi böyle söylesen de… Bu tamamen bizim toy davranışlarımızdan kaynaklanıyordu.”
Hayır, önemli değil. Sonunda bunu kabullendim. Dürüstçe, dürüstçe özür dilememin nedeni de bu… Fakat siz oldukça reaksiyon gösterdiniz değil mi? Bunu şimdi anlıyorum. En sonunda benim her zamanki tutumum… Bununla beraber, fakat… Bu uygunsuz yerde, buna göz yummam gerekiyor. Ne demek istediğimi anlıyorsunuz değil mi?”
Ha-hayır. Bizler biraz…”
Soğuk terler içinde kalan Kam da “Ah, bu çok kötü! Sanırım şu anda çok sinirli.” diye düşünüyordu. Adım adım geriye çekilmeyi denedi. Belki de Haulia, aldığı zorlu eğitimi hatırlayıp aniden ayağa kalktıktan sonra ağlamaya-sızlamaya başladı.
Ve o anda Shia “İşte bu benim fırsatım!” deyip  kaçmak için küçük adımlarla harekete geçti.  Oradaki bir adamı kendine kalkan yapmayı da ihmal etmedi.
Buna rağmen…
DOPANn!!”
Adamın bacaklarının arasından bir mermi geçip yerden sıçradıktan sonra Shia’ nın kalçasına isabet aldı.
AAaah!”
Bu, Hajime’ nin Poligonal Atış* yeteneğiydi. Mermiyi Shia’ nın kıçına bu özellik sayesinde isabet ettirmişti. Bu atış tekniği kullanışsız bir teknik gibi düşünülebilirdi. Yine de Hajime bu özelliğini geliştirmişti. Shia merminin etkisiyle bir çığlık atıp zıpladı, poposu havada bir pozisyonda yere düştü.(Ç.N. : Aklıma birden Kibar Feyzo’ nun Maho Ağa’ yı vurduğu sahne geldi?? ). Düştüğü yerden dumanlar yükseldi. Acı içinde hareket etmeye çalışıyordu.
*  Poligonal Atış: Mermiyi bilardo topu gibi birçok köşeye değdirerek atılan bir atış çeşididir. Red Kid serisinde bolca görülür.
Shia’ nın kıvranışını ve Hajime’ nin atış yeteneğini gören Kam ve diğerleri korkudan titremeye başladı. Bacaklarının arasından mermi geçen adam korku dolu gözlerle kasıklarını elleriyle kapatmıştı. Mermi bacaklarının arasından geçerken kasıklarına bir şok dalgası yayılmıştı. Bu yüzden kasıklarını okşuyordu.
Hajime hiçbir şey yapmadan Donner’ i tekrar kılıfına yerleştirdi. Sonra yüzüne tekrar bir gülümseme geldi. Nihayet öfkeli bir sesle bağırdı:
Şu andan itibaren herkese bir kez vurulacak!”
NEEEEEE?!”
Bütün Haulia, yeni doğmuş örümcek yavruları gibi kaçmaya başladı. Bir süre, çeşitli çığlıklar ve öfkeli bir kükreyiş Ağaç Denizi’ nde yankılandı.
Orada, sadece Shia kaldı ve:
Ağaç Denizi’ ne ne zaman gideceğiz?”
Yue’ ye bu sözleri fısıldayıp merakla bekledi.   

Yorum Yap "Ari 4.8 - Hajime’ nin Hatası"