Otto Von Bismark Günceli

Ari 4.5 - Hayatta Kalabilmek İçin Tek Yol

Eylül 24, 2016

Çeviren ve Düzenleyen AsitPeTix. Keyifli okumalar…


O halde, sanırım size savaş eğitimi vereceğim.”
Hajime bunu ekibine söylediğinde, Büyük Ağaç’ ın yakınlarında geçici bir üste dinleniyorlardı. Üs denilen yer sadece bir duvarı olan ve içinde Faea Drain olarak adlandırılan, Hajime’ nin soğukkanlılıkla çalmış olduğu bir kristal bulunan yerden ibaretti. Tavşan kulaklılar oradaki ağaç kütüklerinin üzerinde otururken sersemlemiş bir ifadeyle birbirlerini süzüyorlardı.
Bu… Hajime-san! Savaş eğitimi demek başka bir deyişle…”
Shia zihni karışmış kabilesinin adına sordu.
“ Aynen söylenildiği gibi… Herneyse, Büyük Ağaç’ a 10 günden önce ulaşamayız değil mi? O halde zamanı etkin bir biçimde kullanmalıyız. Sizin gibi zayıf, kırılgan ve ezikliğin içine kadar işlenmiş kişileri, savaşta üstün olan kişilere dönüştürmek istiyorum.”
Ne-neden böyle bir şey yapmak istiyorsun?
Hepsinin gözü, Hajime’ nin korkutucu bakışlarından ve vücut dilinden dolayı titremeye başladı. Shia doğal olarak bu ani beyandan şüphelendi:
Neden? Neden sordun? Utanmaz tavşan.”
Ah, bana hala ismimle hitap etmiyorsun.”
Hajime kuşkulu gözlerle morali bozuk olan Shia’ ya izah etti:
Beni iyi dinle. Size olan koruma sözümü bana rehberlik ettiğiniz sürece yerine getireceğim. Peki, ondan sonra ne yapacaksınız? Bunu hiç düşündünüz mü?”
Kabile üyeleri birbirine baktı ve olumsuz anlamda başını salladı. Kam’ ın yüzünde çaresiz bir ifade vardı. Huzursuzluğu belli belirsiz hissetmeye başladılar. Bunun sebebi ani değişiklik düşüncesinin, akıllarının bir köşesine atılmış olmasıydı. Veya bunu hiçbir şekilde düşünmemiş olma ihtimali de mümkündü.
Pekâlâ, anlaşılan bu konuda hiçbir şey düşünmemişsiniz. Hiç kimse bir şeyler düşündüğünü söylemedi. Sizler zayıfsınız ve bir kötülük karşısında sadece kaçıp bir saklanmayı biliyorsunuz.  Bunu yaptığınızdan dolayı, geri çekildiğiniz Faea Belgaen denilen yer artık yok. Koruyuculuk sürem dolduğunda daha kötü durumlarla karşılaşacaksınız.”
…   …”
Bu doğruydu. Haulia’ nın bütün bireyleri ümitsizce yere baktı. O esnada Hajime’ nin dediklerini dinliyorlardı.
Başka çıkış yolunuz yok. Himaye veya saklanacak yer de kalmadı. Bununla beraber şeytani canavarlar ve insanlar merhametsizce sizi hedef alacaklardır. Eğer yok olmanız için tek çıkar yol buysa… Buna evet mi diyeceksiniz? Mahvedilmenizin sebebi olacak zayıflığınızla bir probleminiz yok mu yani? Türlü zorluklara göğüs gerdikten sonra kolayca pes mi edeceksiniz?Bu konuda ne düşünüyorsunuz?”
Hiçbiri bir şey söylemedi ve etraflarını kasvetli bir ortam sardı. Ta ki biri haykırana kadar…
Başka çare yok, bunu kabul edebilirim.”
Haulia kabilesi bunu söyleyen kişiye yöneldi. Shia çok kararlı görünüyordu.
Doğru. Tüm bunlar kabul edilemez. O halde ne yapmanız gerekiyor? Cevap basit. Sadece güçlü olun. Sadece, karşılaştığınız belalara saldırın ve onları yok edin. İhtiyaç duyduğunuz şey, kendi ellerinizle kendi haklarınızı edinmenizdir.”
Fakat biz Tavşan Adam kabilesiyiz. Ne Kaplan Adam kabilesi, ne de Ayı Adam kabilesi üyeleri kadar güçlüyüz ne de Kanatlı Adam Dünyalı Adam kabilesi üyelerinde olan özel güçlerimiz var. Bizler tamamen…”
Genel yargı Tavşan Adam kabilesinin zayıf olduğuydu. Hajime’ nin sözleri onların zihninde sadece olumsuz hisler doğurdu. Çünkü onlar zayıftı ve savaşamazdı. Çabalayarak güçlenmek Hajime’ nin dediği gibi olmuyordu. Onların düşüncesi bu yöndeydi.
Haulia kabilesinin tutumunu gören Hajime gülmeye başladı:
Eski arkadaşlarımın bana ‘yetersiz’ dediklerini biliyor musunuz?
Ha?”
Yanlış duymadınız, bana ‘yetersiz’ diyorlardı. Durumum ve yeteneklerim sıradan insanlarda olduğu kadardı. Hatta arkadaşlarımın arasında en zayıf kişiydim. Mücadelelerde bana pek sorumluluk yüklenmezdi. Bu yüzden eski arkadaşlarım bana ‘yetersiz’ diyordu. Bu söylediklerim doğru.”
Hajime’ nin itirafıyla tüm Haulia bireyleri çok şaşırdı. Büyük Kanyon’ daki acımasız şeytani canavarları ve savaşlardaki üstün yetenekleriyle bilinen İhtiyarlardan Ayı adamı yenen Hajime’ nin ‘yetersiz’ ve ‘zayıf’ biri olduğuna inanamadılar.
Konuştuğu her şey tarafsızca anlatılmıştı. Bununla beraber bu açıklamalardan sonra Haulia Kabilesi üyeleri titremeye başladı. Yani Hajime’nin ilk durumu, Haulia üyelerinin durumlarından bile daha kötüydü. Bu durumda Büyük Kanyon’ da yendiği şeytani canavarlardan daha güçlü olan şeytanları yenebilirdi. Onun yetenekleri ve zayıfken bile, büyüleyici şeytani canavarlara karşı mücadele etmesi, ardından hayatta kalması Haulia’ nın bu garip durumu hayal ederek korku içinde titremesine sebep oldu. Hajime’ nin yerine onlar olsaydı umutsuzluk içinde ezilirlerdi ve ipleri düşmanlarının eline verip ölümlerini beklerlerdi. Tıpkı İhtiyarlar Toplantısı’ ndaki gibi…
Şu anki durumunuz benimkine benziyor. Şimdi umutsuzluğu en küçük parçalarına dek ayıracağınıza dair kendinize söz verin. Bunun imkânsız olduğunu düşünmeniz umrumda bile değil. Bir sonraki sefere yok edici olan siz olacaksınız. Sözünüzde başarılı olduktan sonra size yardım etmeyeceğim. Siz eziklerin, birbirinizin yaralarını sarmak için geriye kalan hayatınızda biraz zaman harcaması sorun olmaz.”
Hajime onlara “Şimdi ne yapacaksınız?” der gibi baktı. Haulia’ dan ani bir cevap veren olmadı. Başka bir deyişle cevap veren olmadı. Hayatta kalabilmek için güçlü olmaktan başka çarelerinin olmadığını anladılar. Bu, Hajime’ nin onları kurallara uymayarak koruduğu anlamına gelmiyordu. Sözlerini yerine getirdiklerinde kesinlikle onları terk edecekti. Bununla beraber Hajime’ nin söylediklerini anlamalarına rağmen onlar yumuşak mizaçlı  ve barışsever bir topluluktu. Hajime’ nin teklifiyle onları tereddüt etmeye zorlayan sebep buydu. Hajime gibi olmadıkları müddetçe hayatlarını değiştirmeleri çok zordu.
Haulia kabilesi sessizliğe büründü ve herkes birbirine baktı. Bununla beraber bir süre önce  kararlı görünen Shia onlara  şüpheli bir bakış attıktan sonra ayağa kalktı:
Bunu yapacağım! Lütfen bana savaşmayı öğret. Artık güçsüz olmak istemiyorum.”
Shia’ nın sesinin yankısı Ağaç Denizi’ nın her yerinden yankılandı. Böyle bir şey beyan etmek için fazla düşünmeye gerek yoktu. Shia dövüşten nefret ederdi. Onun için  dövüş korkunç ve can yakıcıydı. Acıtmak ya da acınmak üzüntü vericiydi. Bununla beraber Haulia kabilesinin çıkmaza girme sebebi de kendisiydi. Bundan dolayı kabilesinin yok olmasına kesinlikle izin vermeyecekti. Bu tekliften sonra mizacına ters olsa da güçlü olmaya ve mücadele etmeye karar verdi.
Shia kararlılıkla Hajime’ nin gözlerini içine baktı. Şaşkınlıktan dilini yutan Kam ve kabilesinin yüz ifadesi ayakta duran kişinin (yani Shia’ nın) kararlılığıyla değişmeye başladı. Sonunda, sadece erkekler değil; kadınlar ve çocuklarla beraber tüm Haulia ayağa kalktı. Onların temsilcisi olan Kam bir adım ileri attı:
Hajime-dono… … Lütfen bize öğret.”
Sözleri kısaydı. Fakat içinde bir istek vardı. Kendilerine saldıran adaletsizlikle savaşma isteği…
Pekâlâ, hazır mısınız? Ne kadar güçlü olacağınız, kararlılığınıza bağlıdır. Ben sadece yardım etmek için buradayım. Bir de, davasından vazgeçen için merhametli olmayacağım. Ölüme alışmamız için… … Sadece on günümüz var. Bu işin sonunda sizi bekleyen şey ölüm ya da yaşamdır.”
Hajime’ nin sözlerini duyduktan sonra bütün Haulia   kabilesi üyeleri azimle evet der gibi başını salladı.
***
Hajime eğitime başlamadan önce “mücevher kutusu” ndan eğitimde kullanacağı ekipmanları çıkarıp onlara verdi. Bunlar daha önce onlara vermiş olduğu kodachi denilen Japon kılıçlarına benziyordu. Hajime bu denli keskin harika kılıçlar yapmıştı. Çünkü daha önce ultra-ince kılıç yapma deneyimleri olmuştu. Kılıçlar etkiye karşı çok dayanıklıydı. Çünkü onları boğa cevherinden yapmıştı. İnceliğine rağmen dayanıklılığıyla gurur vericiydi.
Silahları verdikten sonra onlara temel hareketleri öğretti. Elbette Hajime dövüş sanatları hakkında bilgi sahibi değildi. Bununla beraber manga ve oyunlardan edindiği bir şey de yoktu. Onlara öğrettiği şeyler sadece Uçurum’ da şeytani canavarlara karşı savaşarak elde ettiği ve geliştirdiği “mantıksal hareketler” di. Bunu şeytani canavarlar ile savaşırken kazara keşfetmişti. Haulia’ nın güçlü yönü araştırma kabiliyeti ve görünmezlik kabiliyetiydi. Sonuç olarak, onlara has grup stratejisi olması açısından iş birliği ve beklenmedik saldırılar Haulia kabilesine daha uygundu.
Bu arada Shia Yue tarafından büyü eğitimi alıyordu. Bunun sebebi, Shia bir yarı-insan olmasına rağmen büyü kullanabilmesiydi. Aynı zamanda doğrudan büyü kullanabiliyordu. Bundan dolayı mümkün olduğunca büyü ilahisi söylemeden veya büyü halkası oluşturmadan büyü yapma bilgisi öğrenmeliydi. Bazen çığlıkları sisin ardından duyulabiliyordu fakat görünüşe göre eğitim iyi gidiyordu.
Bununla beraber eğitimin ikinci gününde bir şey yaşandı. Hajime Haulia’ nın antrenmanlarını gözetlerken onu bir şey tedirgin etti. Kesinlikle, mizaçlarına ters düşen şeyler yapan Haulia, antrenman işini ciddiye alıyordu. Hatta kendilerini şeytani canavarlara karşı fazla yara almayacak kadar iyi yönetiyorlardı.
Fakat…
Gusagh!
Şeytani canavarlardan biri Hajime’ nin özel kodachi kılıcı tarafından parçalanıp öldü.
Aah, lütfen hatamı affet.”
Bunu söyleyen kişi ölmüş şeytani canavarın yakasından tutan Haulia kabilesinin bir üyesiydi. Sanki uzun süredir tanıdığı yakın bir arkadaşını öldürmüş gibi davranıyordu.
Bushuu!
Büyük bir yırtılış sesiyle başka bir şeytani canavar daha öldürüldü.
Özür dilerim! Özür dilerim! Yine de bunu yapmalıyım.”
İki elle kavranmış bir kodachi canavarın boynunu kesti. Bu, sevgilisini öldüren bir kadının çılgın aşkı gibiydi.
Bakikh!
Şeytani canavarı öldürmek için son güç kullanıldı. Vücudunun sarsıntısıyla savrulan Kam, düşerken homurdanarak kendisiyle alay ediyordu.
Bu, kılıç salladığım için bana verilen bir ceza galiba… Eni sonunda olacağı buydu…”
Bu sözleri duyduktan sonra Haulia bireyleri bunu reddetti ve Kam’ a acı bir ifadeyle bağırdılar.
Şef, böyle söyleme! Hatalı olan bizleriz!”
Bu doğru! Tartışacak zaman gelse bile, bu doğru zaman değil! Lütfen ayağa kalk! Şef!
“ Başka sığınacak yerimiz yok! Bu yüzden ölene kadar hep beraber ilerleyelim!”
Si- siz çocuklar… … Bu doğru. Böyle bir yerde düşüp kalamam. Bu ölünün hatırı için(fareye benzer küçük bir şeytanı canavar) ölüme doğru yol alacağız!”
Şef!”
Kam ve diğerlerinin etrafına neşeli bir atmosfer yayıldı. Buna daha fazla dayanamayan Hajime sözlerini böldü:
Ah! Yaygarayı kesin aptallar! Bir şeytani canavar öldürdünüz diye neden abartılı davranıyorsunuz Allah’ ın belaları! Neden? Gerçekten neden yapıyorsunuz? Bu dramatik duygular da ne? Sadece sessizce yapın şunu! Anında öldürün! Şeytanı canavarlara ‘o’ diye hitap etmeyin. Bu iğrenç!”
Haulia ne kadar çaba sarf etse de bu onların doğasında vardı. Öldürdükleri her şeytani canavar için ayrı bir drama sergiliyorlardı. İkinci gün de bu olay defalarca yaşandı ve Hajime her defasında onları uyardı. Onun da sabrı tükenmek üzereydi.
Hajime’ yi bu denli kızdıran, onun vücudunun seğirmesine ve sesinin kısılmasına sebep olan şey, Haulia’ nın “böyle konuşsan da” veya “şeytani canavar olsalar da, onlar zavallı” diye mırıldanmalarıydı. (Ç.N: Oğlum siz peygamber misiniz? Ezin kafasını gitsin :D)
Hajime’ nin sinirden neredeyse başındaki damarlar patlayacaktı.
Haulia’ dan bir genç daha fazla dayanamayıp Hajime’ yi sakinleştirmek için yanına yaklaşmayı denedi. Hajime’ nin daha önce Hyveria sınırındaki Büyük Kanyon’ da yardım ettiği bu genç, ona içtenlikle bağlıydı.
Bununla beraber, Hajime’ ye bir şey söylemek için onun yanına yaklaşan bu genç aniden geriye doğru sıçradı.
Onun bu tavırlardan dolayı ne diyeceğini bilemeyen Hajime şaşkınlıkla sordu:
Ne oldu?”
Genç adam yerde sürünerek sessizce yanıt verdi:
Ah, pekâlâ. Neredeyse bir flower-san* a basacaktım. Dikkat etmeseydim, ezilmiş olacaktı. Çünkü o çok güzel. Eğer basmış olsaydım çok yazık olacaktı.”
Ç.N : Adam çiçeğe saygı duymakla kalmamış bir de “san” diye unvan takıyor ??
Hajime’ nin bu kez yanakları seğirmeye başladı:
F-flower-san?”
Hmm. Hajime-niichan! Gerçekten flower-san çok sevimli! Etrafta çok fazla var. Eğitim sırasında onlara basmamız çok korkunç bir…”
Tavşan kulaklı genç adam masumca gülümsedi. Haulia kabilesinin diğer üyeleri de ona gülümsedi.
Hajime’ nin bakışları yavaşça yere yöneldi. Gri saçları yüzünün önüne dökülerek yüz ifadesini gizledi. Sonra aniden fısıldar gibi bir sesle sordu:
Yani… Eğitim esnasında bazen tuhaf bir şekilde zıplamanın sebebi flower-san mı?”
Hajime’ nin dediği gibi Haulia kabilesi eğitim esnasında garip bir şekilde adımlarının hızını değiştiriyordu. Hajime ise bu durumu onların öldürmek için en uygun pozisyonu araması olarak görüyordu.
Hayır, hayır bu olamaz! Böyle bir şey yok herhalde.”
Haha, bu doğru. Değil mi?”
Kam’ ın alaycı bir biçimde gülümseyip söylediklerinden sonra Hajime’ nin ifadesi dondu. Bununla beraber…
Evet, sadece çiçekler değil, böcekleri ezmemeye de dikkat ediyoruz. Ani hareketlerde bulunduğumuz zaman onlara zarar vermekten kaçınıyoruz.”
Kam’ ın bu sözleriyle beraber Hajime’ nin morali iyice bozuldu. Haulia kabilesi kötü bir şey söylemiş gibi herkes birbirinin yüzüne bakıp endişelenirken Hajime bir hayalet gibi söylenenlerin etkisi altındaydı. Hajime yavaşça genç adama yaklaştı. Genç adam gülümsüyorken o da gülümsemeye başladı.
Ve Hajime… Gülümsemeye devam ederek bir adım attı ve çiçeği ezdi. Çiçeğin üzerine basarak kibarca ayağının altında öğüttü.
Bunu gören genç adamın dili tutuldu. Hajime nihayet ayağını kaldırdı. Bu acımasızlıktan geriye kalan, flower-san ın cansız gövdesiydi.
F-flower-san!”
Genç adamın kederli sesi Ağaç Denizi’ nde yankılandı. Haulia kabilesi üyeleri Hajime’ ye “ne yapıyorsun?” diye sorar gibi bakıyordu. Sonra Hajime dönüp onlara sert bir bakış attı:
Ah, sonunda anladım. Nihayet, Ni-ha-yet anladım. Çok yumuşak kaldım. Bu benim sorumluluğumdu. Kabilenizden ümit beklemek bir hataydı. Ölüm kalım meselenizde bile hala çiçek-böcek diyebiliyorsunuz. Savaş eğitimi ve savaş tekniklerini dert etmiyorsunuz. Bunu daha erken anlamalıydım. Şimdi yaptığım bu acemiliğe kızıyorum. HAHAHA”
Ha-hajime-dono?”
Hajime kötüye alamet gibi  kahkaha atmaya başladığında Kam ürkek ürkek bu soruyu sordu. Cevap ise…
DOPANn
Donner ile bir atış. Kam havada bir süre savrulduktan sonra  sırt üstü yere düştü. Sonra Kam’ ın alnından bu saldırıda kullanılan öldürücü etkisi olmayan plastik bir mermi düştü.
Etraf ölüm sessizliğine büründükten sonra rüzgârın sesi ıslık gibi duyuluyordu. Hajime, gözlerinin sadece beyaz kısmı görünen ve bayılmış olan Kam’ a yaklaştı. Bu kez plastik mermiyi onun göbeğine hedefledi.
Hauu!”
Çığlık atarak ve öksürerek uyanan Kam, Hajime’ ye ağlamaklı gözlerle baktı. Masum gözlerle Hajime’ ye bakarken Hajime yine ona bağırmaya başladı:
Seni pislik ‘piip’. Şu andan itibaren sen ‘piip’,  canın pahasına şu şeytani canavarları öldürmelisin. Bundan sonra çiçek olsun böcek olsun hiçbir şeye aldırmayacaksın! Aksi halde seni ‘piip’. Beni anladıysan derhal şu şeytani canavarları avla!
Haulia, Hajime’ nin hoyratça konuşmasından sonra kaskatı kesildi. Ve Hajime acımadan silahını ateşledi:
DOPANn! DOPANn! DOPANn! DOPANn! DOPANn! DOPANn! DOPANn! DOPANn! DOPANn! DOPANn! DOPANn! DOPANn! DOPANn! DOPANn!
Haulia kabilesi çığlıklar arasında yavru örümcekler gibi Ağaç Denizi’ nin içerisinde dağıldılar. Genç adam korkudan titreyerek Hajime’ ye sarıldı.
Hajime-niichan! Neler oluyor? Bunu neden yaptın?”
Hajime kendisine korkarak bakan genç adama parlayan gözlerle baktı. Daha sonra etrafa bakıp etrafta çiçeklerin açtığını onayladı. Ta ki sessizlik silah ateşlemesiyle bozulana kadar…
Çiçekler birbiri ardına mermilerin etkisiyle havada uçuşmaya başladı. Genç, yine çığlık atmaya başladı:
Neden? Neden? Lütfen buna son ver Hajime-Niichan!”
Kes sesini boktan velet! Biliyor musun? Lüzumsuz konuştuğun müddetçe etraftaki çiçekleri yok etmeye devam edeceğim. Çiçeklere dikkat ettiğin müddetçe de çiçekler yok olacak. Hiçbir şey yapmasan da onları yok edeceğim. Bunun olmasını istemiyorsan, git ve şeytani canavarları öldür!”
Bunu söyledikten sonra Hajime çiçeklere ateş etmeye devam etti. Genç adam ağlayarak Ağaç Denizi’ nde kayboldu.
Daha sonra Ağaç Denizi’ nde ‘piip’ içerikli cümleler tekrar duyulmaya başlandı. Haulia kabilesi de buna ağlayarak ve çığlık atarak cevap veriyordu.
Bu, mizaçları gereği savaşta başarılı olamayan Haulia’ nın değişmesi için gerekli bir metottu. Hatta savaş yetenekleri ve savaşma ruhu bu metot ile değişebiliyordu. Buna yeryüzündeki hee***man metodu da denilebilirdi.
Ç.N. : Bir bölümün sonuna daha geldik güzel insanlar. Beklentilerinizi, fikirlerinizi bölüm hakkındaki düşüncelerinizi yorumlarda görmekten mutluluk duyarız.(‘Görmekten mutluluk duyarız’ kısmı biraz düğün davetiyesi gibi oldu ama idare edin ?? )

Yorum Yap "Ari 4.5 - Hayatta Kalabilmek İçin Tek Yol"