Kilimanjaro Günceli

Ari 1.9 - Tamamiyle Değişim

Eylül 22, 2016

Çeviri için Yusaince00, kontrol / düzenleme için Bora arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…


DripDrip
Hajime damlalar ağzına girdiği gibi durumu iyileşmeye başladı. Nedeninin ne olduğunu merak ederek gözlerini açmaya başladı.
(Ben yaşıyorum? Kurtuldum? …)
Kalkmaya çalışırken yarattığı deliğe kafasını çarptı.
‘’Aku!?’’
Yarattığı deliğin yüksekliğinin 50 cm olduğunu tamamıyla unutmuştu. Hajime daha yüksek bir boyutta oluşturmak için elini uzattı. Sadece tek bir eli vardı. Sol kolunu kaybettiğini hatırladı ve görünmez acılar çekti. O anda sol kolunu veya sol kolundan geri kalanları tuttu. Etrafında şişlik olsa da yara çok kapanmıştı.
‘’Nasıl? Burada çok kan var…’’
Karanlıkta göremiyordu fakat eğer biraz ışığa sahip olsaydı kan denizini görebilirdi. Kaybettiğin kan miktarı normalde birini öldürebilirdi. Kurtulmak için etrafını araştırdı ve vıcık vıcık bir şey hissetti. Kanı hala oradaydı ve kurumamıştı. Her şeyden sonra kan kaybı olduğu ortadaydı ve bayıldığından beri çok fazla zaman geçmemişti. Yaraları hakkında düşünürken bir başka su damlası yanağına geldi. Ağzına girdiği anda vücudunun iyileştiğini hissetti.
‘’…Olamaz… Bu o muydu?’’
Elini kullanarak suyun geldiği yerin etrafını dönüştürdü ve görünmez acısını takmadı. Hafif kafayla ilerleyerek yavaşça dönüştürmeye devam etti. Gizemlice onu içtiği her seferinde manası geri dönüyordu ve ne kadar dönüştürürse dönüştürsün manası tükenmiyordu. Hajime suyun kaynağını bulmak için durmadan dönüştürdü. Devam ettikçe gizemli suyun miktarı artmaya ve damlaları duyulmaya başladı. Hajime sonunda kaynağa ulaştı.
‘’Bu…’’
Basket topu büyüklüğünde bir cevher parlayarak oradaydı. Güzel ve gizemli bir taş. Cevher kara mavisinden mavimsi yeşile renkler yayıyordu, en azından bunu anlatmak için en iyisi buydu.
Görünmez acısı çoktan gitmişti.
Taşa hayran kalan, Hajime ağzı ile dokunmak için yaklaştı. Vücudundaki ağrı ve zihni iyileşmişti ve yorgunluk kaybolmuştu. Bu taştan gelen sıvı onu kurtarmış gözüküyordu. Sıvı onarıcı etkiler bırakan güçlere sahip görünüyordu. Görünmez acısı hala vardı fakat diğer yaraları veya negatif etkiler iyileşmişti.
Hajime bilmiyordu, ama bu taş ‘’Tanrı’nın Kristali’’ denilen en yüksek kalite hazineydi. Kristal sadece bir hikâye olduğu düşünülen bir efsanevi kalıntıydı. Böyle bir kristali bulmak mucizeydi, çünkü böyle bir kristalin oluşumu 1000 yıl gerekliydi. Buna tekrar bakıldığında, kristal 30-40 cm idi. Kristalize olduktan sonra yüzlerce yıl daha sürdü. Yüzlerce yıl daha beklediğinden dolayı taşan sıvı ‘Kutsal Su ‘olarak çağırılıyordu ve bu içildiğinde her türlü yara ve hastalık tedavi olabilirdi. Fakat uzuvları yenileme gücüne sahip değildi ve eğer bu sürekli alınırsa gençliğin çeşmesi adı verilirdi. Eht’in kutsal su ile insanları iyileştirdiği bir hikâye sık sık duyulurdu.
Hajime ölümün eşiğinden döndüğünü fark etti. Duvara yaslanmış olan Hajime oturur konuma geçti. İki dizini de oturup başını arasına koymuştu. Kaçmak için bile enerjisi yoktu, kalbi çok kırıktı.
Hajime düşmanlığa ve kine sahip olabilirdi. Herhangi bir kurtuluş bir kez daha ayağa kalkmakla mümkün olacaktı. Fakat Ayı’nın gözleri onu korkutmuştu. O ayıyla bir kez daha karşılaşmak istemiyordu. Tecrübeye sahip olmayan gözleri yenilen kolu için ve kırılan kalbi için sorumluydu.
‘’Biri… Bana yardım etsin…’’
Karanlıkta sesi hiç kimseye ulaşmamıştı…
*     *     *
O ne yaptı?
Hajime fetüs pozisyonunda yerde duruyordu.
Çöküşünden beri 4 gün geçmişti. Bütün zaman boyunca hiç hareket etmemişti ve kutsal su onu ayakta tutmuştu Kutsal su zor durumda insanları yaşatabilirdi ve herhangi bir açlık hissettirmezdi. O ölecek değildi ama görünmez acı hissi ortaya çıkıyordu. (Nasıl böyle sona erdim?)
Bu kendine devamlı sorduğu bir şeydi. Zihni, aç veya acı hissetse bile iyileşmişti. Bir gün Hajime suyu içmeyi bıraktı.
(Eğer bu acı daha uzun bir süre devam ederse… Ben daha doğrusu…)
Mırıldandıktan sonra baygın düştü.
3 gün geçti. Sakinleşen açlık geri dönmüştü. Görünmez acı hissi yeniden ortaya çıkmıştı. (Yine de… Ölü değilim… Ölmek istemiyorum…)
Ölmek için dilemiş olsa da vücudundan bir parçası ölmek istemiyordu. Çakışan düşünceler aklında dönüşümlü olarak geldi. Onun bu tutarsız düşüncüleri onu çıldırttı.
3 gün daha geçmişti. Kutsal su etkisini kaybediyordu. Bu gidişle 2 gün sonra o ölü olacaktı. O sıvıdan başka gıda alamamıştı.
Anormallikler Hajime’nin zihninde ortaya çıkmaya başlamıştı.
(Niçin katlanmak zorundayım… Ben ne yaptım…)
(Niçin bu oldu… Nedeni neydi…)
(Tanrı sebepsizce beni kaçırdı…)
(Bir sınıf arkadaşı bana ihanet etmişti.)
(Tavşan bana aşağıdan baktı)
(O ayı beni yedi…)
Yavaş yavaş düşünceleri kararmaya başladı. Kim hatalıydı? Kim onu bu mantıksızlığa sürüklemişti? Kim ona zarar verdi? Acı yavaş yavaş öfkeye dönüşmeye başlamıştı, öfke nefrete, o bir düşman hissetti. Her şey onun ruhunu bozmak için çalışmıştı. Şiddetli ağrı ve vücudundaki harap olmalar ve onu bu sonsuz karanlığa getiren olaylar.
(Kimse beni kurtarmaya gelmedi…)
(Eğer kimse bana yardım etmeyecekse, Ne yapmalıyım?)
(Bu acıdan kendimi nasıl kurtarabilirim?)
9. gün Hajime kin ve öfkeyi bir yere kusması gerektiğini biliyordu. Kalbi siyaha döndüğü gibi acı bitmemişti.
(Ben ne diliyorum?)
(Ben yaşam diliyorum.)
(İnsanlar bana neden engeller koyuyor?)
(Benim düşmanlarım…)
(O zaman ne yapmam gerek?)
(B-Ben…)
10. gün kalbi artık nefret ve kinden özgür kalmıştı. Zalim Tanrı, sınıf arkadaşı tarafından bıçaklanma, düşmanca iblisler, onu korumak için gülümseyen kişi, bunların hepsi boşaydı. Hayatta kalmak için ayrıcalık kazanmak gerekti. Geri kalan her şey önemsizdi. Hajime sorularına bir cevap bulmuştu.
Bu…
(ÖLDÜR)
Kötülük, düşmanlık veya nefret için değil yaşamak için saf niyetle öldürmek. Onun varlığını tehdit eden tüm düşmanlarını…
(ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLD​ÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR, ÖLDÜR)
Bu açlık duygusundan kaçmak için:
(Öldür ve ye!)
O anda acı bir gülümseme ile Kaori’nin gücü olduğunu düşündüğü Hajime tamamen gözden düştü.
Yeni Nagumo Hajime ortaya çıkmıştı. Acımasızca hayatta kalma yolunda karşısına çıkacak kişiyi yok edecek bir Nagumo Hajime. Kırık kalbi yeniden kırıldı ve yeni bir kalp oluştu. Ancak bu kalp eskisi kadar zayıf değildi. Yeni kalbi sert, umutsuzluk ve karanlık yargılar tarafından oluşmuştu.
Hajime zayıflamış vücudunu yavaşça hareket ettirmeye başlamıştı. Son birkaç gündür köpeklere verilen kâsedeki su gibi kutsal suyu içmişti. Açlık ve görünmez acı yok olmamıştı fakat onun vücudunu canlandırmıştı.
Gözleri ışıl ışıl parlıyor, sulu ağzı yüzünde korkusuz bir sırıtma oluşturuyor. Ağzı parlıyordu. Kesinlikle onun ifadesinin yanında düşüncelerinde de değişim vardı. Hajime bir dönüştürme yaptı ve tekrar mırıldanarak…
‘’ÖLDÜR’’
*     *     *
Labirentte iki kuyruklu kurtlar vardı. Bir kurt sürüsü genellikle 4-6 üyeden oluşuyordu. Onlar bu seviyedeki en güçsüz şeytanlar olduğundan Hajime onları seçmişti ve önündeki grup 4 kişiden oluşuyordu.
Dikkatlice etrafını inceledi ve duvara yakın bir yerde çevresini gözlemlerken en iyi av zamanını bekledi. En temel avcılık pusu kurma idi. En iyi av tekniği duvara yakın bir yerde dört köşeyi kapsayan kayalarla çevrili bir yerde pusmaktı. Hajime avın gelmesini bekledi. Biri kendini gösterdiğinde o kayalar tarafından ezilip sandviç olacaktı. Hajime pratikte onların sadece yırtıcı olduğunu düşündü, bir şey garip hissettirene kadar.
En iyi yaşama aracı işbirliğiydi. Onlar telepatik bağlantıya sahipti. Grup arkadaşları doğrudan birbirleriyle iletişim kurabiliyordu. Fakat bir şey yanlıştı. Onlar 4 kişilik bir grupta toplanmıştı, ama nedense liderleri sadece 3 ünü hissedebiliyordu. Duvarın karşısında kurtlardan birinin izi kaybolmuştu.
Takım arkadaşının çığlığını duymuştu ve bu şüphe oluşturmuştu. Yoldaşı kaybolduğunda huzursuzluk başvurmuştu. Farklı yerlerdeki iki kurt onu kurtarmak için koşmuştu. Fakat hayvanın yaşam izi kaybolmuştu. Şaşırmışlardı, hızla duvara gitmişlerdi ve kontrol etmişlerdi fakat orada hiçbir şey yoktu. Kalan iki diğer kurt burunlarını kullanarak çevrelerini araştırdılar.
O anda zemin salladı ve çıkıntılar oluşturdu. Onlar kenara atlamak üzere iken zemin aniden geri orijinal haline döndü ve bu kurt kapanı kurtları tuzağa düşürmüştü.
‘’Guru-ua!?’’
İki kurt duvar onları yutarken çığlık attı. Çığlık attıklarında hiçbir şey kalmadı.
Hajime dört kurdu da yakalamış olan kişiydi. Kararlılıkla mücadele ederek açlık ve uzuvlarındaki ağrıyı yenmeyi başardı. Kutsal su defalarda dönüştürme ve mana kapasitesini eğitim yaparken iyi bir yardımı dokundu.
Onun dönüştürmesi hızlıydı, daha kapsamlı ve daha doğruydu. Eğer o şimdi dışarı çıkarsa o ölebilirdi. O Tanrı’nın Kristali ile onu bulduğu odada antrenman yapıyordu silahını daha iyiye kullanmaya çalışıyordu ve onun silahı tabii ki de dönüştürmeydi.
Acıya dayansa bile onlar yine ona saldıracaktı. Acı ona daha fazla konsantre olarak ona daha hızlı ve daya büyük bir dönüştürme yapmasına yardım ediyordu. Fakat onun toprak stili ofansif yeteneği yoktu.
O kutsal suyla dolu küçük bir kapla düşmanlara bakmaya başlamıştı. Dönüştürmesini kullanarak 4 kurt daha bulmuştu ve onları takıp etmeye karar vermişti. Birçok sefer az kalsın bulunacakken dönüştürme kullanarak saklanıyordu. Bu seferde bu 4 kurttu yakalamıştı.
Onun dönüştürme yeteneği direkt öldürme şansına sahip değildi. Hızlı ve güçlü şeytanları öldürmeye yeterli değildi.
Hajime ince bir gözetleme deliğinden dışarı baktı. Kurtların öldüğünden emin olmak istedi.
Düşündüğü gibi kurtlar ölmemişti. Daha önceden onlara aynı derecede güçle saldırmış fakat yeterli olmamıştı.
‘’Merak ediyorum onları boğmam mı gerekir… Ama bunun için sabırsızlanıyorum.’’
Hajime’nin gözleri ışıltı kazanmış ve sırıtıyordu. O duvara sağ kolunu basıp büyüsünü yaptı. Taş parçası kesti ve onu yoğunlaştırdı. Yavaşça inceleştirdi ve döndürdü. Ortaya çıkan şey ise ince sarmal bir mızraktı.
‘’Şimdi, Kaz!’’
Mızrak kurtlara saplandı ve başarısız oldu çünkü kürkleri sertti.
‘’Sonuçta seni bıçaklayamam. Bu benim hipotezlerimi doğruluyor.’’
Böylece Hajime mızrakla garip bir şey yaptı. Mızrağı yaparken Hajime kol gibi bir şey de eklemişti.  Hajime kolu döndürmeye başladı. Mızrak Hajime’nin yaptığına karşı spiral şekilde iblisin derisini delmek için matkap gibi dönüyordu.
Ağırlığını bunu yaparken çevirdi ve en sonunda yavaş yavaş canavarın derisini kazmaya başladı.
‘’Guru-aa!!’’
Kurt çığlık attı.
Acıtıyor mu? Özür dilemeyeceğim. Bunu yaşamak için yapıyorum. Sizler de beni yemediniz mi? İkimizde aynı hissediyoruz.
Konuşurken matkap gibi dönen mızrak sonunda kurdun vazgeçmesiyle delmeyi başardı.
Delme başarılı olduğunda mızrak acımasızca kurdun bağırsaklarını tahrip etti. Bir ölüm çığlığı çıkardı. Bu biraz çığlık gibiydi ama yakından bakınca biraz seğirdi ve nihayet hareket etmeyi durdurdu.
‘’Tamam, ilk gıdayı koruyalım.’’
Neşeyle gülerek O diğer 3ünüde katletti. İşi bitince tek eliyle kürkleri soydu.
Onun tüketme arzusunu açlık kamçılayarak onu vahşi yapmıştı.

Yorum Yap "Ari 1.9 - Tamamiyle Değişim"