Otto Von Bismark Günceli

Ari 1.8 - Uçurum

Eylül 22, 2016

Çeviri için Yusaince00, kontrol / düzenleme için Bora arkadaşımmıza teşekkürler. Keyifli okumalar…


Zaa-akarsuyun sesi. Serin bir esinti yanaklarına doğru sertçe eserken vücudunun alt yarısının titrediğini hissetti. Hajime inleyerek ayağa kalkmaya çalıştı.
Dalgın dalgın vücudunu etrafındaki zonklayan acılarla dik oturmaya çabaladı.
‘’Ow, Bu… Kesinlikle ben…’’
Tek eliyle başını tutarken hafızasını ve olup bitenleri hatırlamak için kafasını ovuşturdu. Etrafı karanlık olsa bile yeşil ışık taşları sayesinde kör sayılmazdı. Hajime’nin 5 metre önünde bir nehir vardı ve onun vücudunun alt tarafı suyun içindeydi. Hajime’nin üst vücudu kayalar tarafından karaya vurmuş gibi gözüküyordu.
‘’Evet… Kırık köprüden aşağı düştüm… bunun üzerine…’
Zihninde karaltı bir sis vardı ve tam hatırlamıyordu. Hajime, şans eseri kurtulmuştu. Hajime’nin düştüğünde her yerde şelaleler vardı. Bu şelaleler duvarı itiyordu. En sonunda Hajime kaydıraktan iner gibi şelaleden kaymıştı ve dışarı itilmişti. Bu onun için büyük bir şans olmuştu. Tünelden dışarı çıktığında sadece kafasını çarparak bilincini kaybetmesi mucizeydi. Şahsen Hajime böyle bir mucizenin nasıl olduğunu bilmiyordu.
‘’Her neyse, Kurtuldum… Achoo! Soğuk.’’
O, bu kadar zaman boyunca soğuk yer altı suyunun altındaydı. Hasta olmaması imkânsızdı. Titreyerek elbiselerini çıkardı ve onları sıkmaya başladı.
Dönüşüm yeteneğini kullanarak kâğıt bir levha yarattı. Sert taş zeminde bir daire dönüştürmeye başladı.
‘’Konsantre olmak için çok soğuk…’’
O bir kıvılcım büyüsü istiyordu. Bu bir çocuğun bile 10 cm boyutunda gerçekleştirebileceği bir şeydi. O anda Hajime büyü taşına sahip olmadığından büyü yapması imkânsızdı. 10 dakika kadar uğraştıktan sonra sihir formasyonunu tamamlamış ve etkinleştirmek için ilahi söylemeye başlamıştı.
‘’Ben ateşi arıyorum, Işığın gücü, Manifest, Kıvılcım…” Niçin böyle basit bir büyü için böyle abartılı ilahiler kullanılıyordu.
Görüntü hala bir alışkanlık haline gelmiş görünüyordu. O yumruk büyüklüğünde aleve yaklaştı ve onun sıcaklığında kalmaya çalışıyordu. Kıyafetlerini kurutmak için ateşin yakınında duruyordu.
‘’Acaba burası neresi… Çok yüksek düştüğümü düşünüyorum… Geri dönebilecek miyim?’’
Kendini ateş ile ısıtarak sakinleştiğini hissedebiliyordu. Yavaş yavaş kaygı yüreğini doldurmaya başladı. Hajime ağlamak istedi, gözyaşları gözlerinde birikmeye başlamıştı. Toplanan gözyaşlarını sildi ve kendi yanaklarını tokatladı.
‘’Başka seçeneğim yok, geri dönmek için bir yol bulmak zorundayım. Bu iyi, ben bunun iyi olacağına eminim.’’
Hajime’nin yüzü teşvikler mırıldanıyordu ve ateşe bakarken kendini cesaretlendiriyordu. 20 dakika sonra kıyafetleri kurumuş ve ısınmıştı. Bu yüzden Hajime giyinerek yola çıkmaya karar verdi. Hajime hangi seviyede olduğunu bilmese de zindanda olduğundan emindi. Hajime’nin geçtiği geçit mağara gibiydi. Alçak kare geçitler yerine kayalar ve çıkıntılar vardı ve rüzgâr toplanıyordu. Burası yirminci kattaki son odaya çok benziyordu. Tek fark boyutuydu. Engellerle dolu karmaşık geçit yirmi metre çapındaydı. Daha dar yerler bile 10 metre çapındaydı. Bu yol kolay olmasa da Hajime’nin dinlenmesi için orada gizlenmek, Hajime’ye saklanacak yer sağlardı.
Ne kadar yürüdüğünü merak ediyordu. Hajime yorgun hissetmeye başlamıştı. İlk kez farklı bir yöne ulaşmıştı. Büyük bir kavşak önünde duruyordu. Hajime’nin saklandığı kayanın arkasında nereden gitmesi gerektiğini düşünüyordu.
Bir an bunun hakkında düşündü. Bu arada gözleriyle bir şey gördü ve hızlıca kayanın arkasına saklandı. Sessizce başını kaldırarak dikkat çekmeden etrafa baktı. Beyaz bir kürk topu uzun kulakları olan bir canavardı, tavşan gibi görünüyordu. Ancak bir orta boyda olan köpek büyüklüğünde ve arka bacakları kaslı idi. Tavşanda, kan damarları gibi vücudunda koyu kırmızı çizgiler vardı ve kalbin olduğu yerde birleşiyordu. Bu çok ürkütücüydü.
Açıkçası bu tehlikeli bir iblisti. Hajime düz gitmek yerine sol veya sağdan giderek ondan kaçınmak istedi. Çünkü tavşan orada olduğu sürece düz yoldan geçemeyecekti. Hajime nefesini tuttu ve hareket etmeye başladı. O anda tavşan döndü ve burnuyla koklamaya başladı. Şimdi! Hajime bu anda hareket etmeye çalıştı.
Tavşan tepki vermiş gibi gözüküyordu ve hızlıca ayağıyla arkasında döndü. Uyanık kulakları hışırdadı.
(Kahretsin! B-Bu beni buldu mu? İyi olacak mıyım?)
Kendini gizlemek için kayanın arkasında durdu ve kalbinin kontrolünü ele geçirmeye çalıştı. O keskin kulaklar kalbin atışını bile duyabilirdi. Hajime düşününce bile soğuk terler akıtıyordu. Neyse ki, tavşanın uyarı haline geçmesi başka bir şey yüzündendi.
‘’Guru-ua!’’
Kurt benzeri beyaz saçlı bir şeytan tavşana doğru dışarı fırlamıştı. Beyaz kurt iki kuyruğa sahipti ve boyutu köpeğinki kadardı. Tavşan gibi kurtta vücudunda koyu kırmızı  çizgilere sahipti. Kurt zıpladıktan sonra iki kurt daha onun arkasından taşlardan dışarı fırlamıştı.
Hajime başını dışarıda tutarak durumu gözlemledi.
Hajime başını kaldırdı ve durumu değerlendirdi. Nereden bakarsan bak kurtlar tavşan-chan’ı avlayacaktı(O kadar sevimli değil gerçi). Bu karışıklıkla Hajime ayağını yükseltti. Ancak…
Kyu!
Şirin bir çığlık attı ve havaya sıçradı. Tavşan ilk kurda muazzam bacakları ile tekme attı.
Dopan!
Tekme mümkün olmayan bir ses çıkarmıştı. Tavşan-chan kurdun başına temiz bir vuruş yapmıştı.
Gogya!
Kocaman bir yankı oluşmuştu ve Hajime kurdun boynunun bükülmüş olduğunu gördü. Hajime bu görüntüye sabit şekilde bakmıştı. Merkezkaç kuvvetini kullanarak ani bir tekme kullanarak tavşan havada dönmüştü. Tavşan havayı ezdi ve bir meteor gibi yere indi. İnmeden önce kendisine yakın olan kurda dizinden güçlü bir tekme attı.
Begya!
Ölüm acısı çekmeden iki kurdunda kafası ezildi. İki başka kurt daha yere inmiş olan tavşana zıplamıştı. Hajime bu anın tavşanın kaybedeceği an olacağını düşünmüştü. Tavşan amuda kalkarken bacaklarını break dansçı gibi döndürebiliyordu. Kurtların ikisi de tavşanın tornado gibi tekmeleriyle fırlatılmıştı. Kan duvarlara sıçramıştı ve cesetler aşağıdaydı.
Son kurt kuyruğunu sallayarak homurdandı. Ardından da kuyruğu elektrik yaymaya başladı. Özel büyü yapmaya çalışıyordu.
‘’Guru-ua!’’
Yıldırım tavşana doğru yüksek bir hızda yaklaşırken tavşan zig zag adımları uygulayarak bundan kaçınıyordu. Yıldırım harcandığından tavşan kurdun çenesine bir tekme attı. Tekme kurdu geriye itti ve boynunu kırdı.
‘’Kyu!’’
Zafer çığlığı? Tavşan ön ayaklarını ve kulaklarını kaldırdı.
Ç.N: Tavşan reise saygılar.
‘’Anne, bunun bir yalan olduğunu söyle.’’(Hajime)
Hajime, hala sert ve kuru bir gülümsemeye sahipti. Bu tehlike değil miydi? Traum Askerler bu tavşanın yanında oyuncak gibi kalıyordu. Tavşan basit saldırılar yapan Behemoth’dan bile daha güçlü olabilirdi.
Yakalanırsa kesinlikle öleceğini biliyordu. Bu olay geri adım atmasını sağlamıştı. Bu bir hata idi.
Karan[Tap]
Bu ses bütün mağara boyunca yankılandı. Hajime ayağının yanındaki çakıl taşına çarpmıştı. Böyle bir şey büyük bir hata ve klişe idi. Soğuk terler Hajime’nin bütün yüzünde akmaya başlamıştı. Tavşan ses ile başını bir makine gibi çevirmişti.
Hajime bu sefer kesinlikle görülmüştü.
Onun yakut kırmızısı gözleri Hajime’yi yakalamış gibiydi. Hipnotize olmuş bir kurbağa gibi dona kaldı. Alarm çanları kafasında çalmaya başladı. Ruhu ona koş diyordu ama bedeni onu dinlemiyordu. Son olarak Hajime’yi gören tavşan bütün vücudunu ona odaklayarak ayaklarına iç enerjisini koymaya başladı.
‘’Geliyor.’’
İçgüdüsel olarak bunu biliyordu. İblis Şeytan ona doğru yaklaştı arkasında hızı ve gücü yüzünden izler bırakıyordu.
Bunu fark ettiğinde Hajime bütün gücüyle havaya zıpladı.
Demin olduğu yer bir gülle ile parçalanmış gibiydi.
Yavaşça kayayı parçaladıktan sonra tavşan ayağa kalktı ve gevşek ve rahat bir tavırla Hajime’ye saldırmaya devam etti. Hajime çabucak taştan duvar inşa etti. Taş duvar tavşanın vuruşu ile kolayca delindi. Saf refleks ile sol kolunu kullanarak engellemeye çalıştı. Ama darbe sol koluna büyük bir ağrı yapmıştı.
‘’Augh’’
Sol koluna baktığında kırılmış ve komik bir açıyla bükülmüş olduğunu gördü. Tamamen ezilmiş gibi görünüyordu. Acı içinde çömelmiş umutsuz bir şekilde gözleri tavşanı aradı. Gördüğü şey tavşanın rahat bir biçimde yürüyor olmasıydı. Daha önceki tutumuna göre bu tam tersiydi. Bu onun hayali olmalıydı ama onun gözleri küçümseyici şekilde bakıyordu. Görünüşe göre tavşan onunla eğleniyordu.
Onun tersi olduğundan o bile geri çekilemedi. Onun önünde tavşan duruyordu. Tavşan ona aşağıdan bakıyordu, sanki bir toprak solucanı gibi. Tavşan bunu göstermek için ayağını salladı. (Bu benim sonum mu merak ediyorum…)
Umutsuzluk Hajime’yi kaplamıştı. Şaşkınca tavşanın ayağına baktı ve ölüm vuruşunu bekledi.
Hajime yaklaşan ölümü için gözlerini kapatmıştı.
*    *    *
Ne kadar zaman geçerse geçsin, beklenen darbe hala gelmemişti. Korkuyla gözlerini açtı ve önünde tavşanın ayağı vardı. Tekme vurulmadan önce durmuştu. Olamaz, bu hala benle oyun mu oynuyor ve bana daha fazla mı acı çektirmeye çalışıyordu? Yakından bakıldığında tavşan titriyordu. Hajime bunu fark etmişti. (N-Ne? Neden titriyor… O korkmuş gözüküyor…)
Hayır, görünmek değil gerçekten öyleydi. Hajime geçide doğru kaçmayı denedi fakat. Başka bir iblisin gözlerine takıldı.
Kocaman ifadesi bunu açıklamak için uygundu. Canavar 2 metre boyunca bütün vücudu beyaz tüylerle kaplı. Diğer canavarlar gibi vücudunda koyu kırmızı çizgiler vardı. Ayıya benziyordu. Tek farkı kol ve ayakları geniş ve kolları dışarıya doğru 30 cm çıkıntılı ve 3 pençesi vardı.
O ayının yakında olduğunu biliyordu. Sessizlik etrafı çevrelemişti Hajime ve tavşan donmuştu hareket edemiyorlardı. Hayır, hareket edemezlerdi. Hajime’ye demin olduğu gibi Ayı’nın bakışları onları durdurmuştu.
‘’…Gururu’’
Durumdan yorulan ayı homurtu etmeye başlamıştı.
‘’Tsu!’’
Bu tavşanın gerçekliğe dönmesini sağlamıştı. Hızla kuyruğunu çevirdi ve anında yüksek hızla geri çekildi. Düşmanlarını ezmek için kullandığı gücü şimdi kaçmak için kullanıyordu. Bu sadece boşaydı.
Hızı boyuna uymuyordu. Ayı keskin pençelerini tavşana dayadı ve tavşan engellemek için vücudunu döndürdü. Hajime ayı’nın pençelerinin hedefini ıskaladığını biliyordu ve tavşanı kaçarken görmüştü.
Tavşan yere dokunduğunda kan vücudundan akmaya başlamıştı. Çeşme gibi kan akıtıyordu. Tavşan artık kaçamıyordu.
Bu Hajime’ye tiksindiğini hissettirdi. Şeytan tavşan böyle kolay alınması onun neden korktuğunu anlatıyordu.
Hajime korkudan hareket edemiyordu hala korkuyla dona kalmıştı canavarın gözleri Hajime’ye yukarıdan bakıyordu.
Tavşandan geriye -3 lokma sonrasında- bir şey kalmamıştı. Ayı döndü ve gözleriyle Hajime’ye ‘’Sıradaki sensin” dedi.
Bir avcının gözleri tüm bunları yapabilirdi.
‘’Uwaaa-‘’[Ah!]
Hajime ayının karşıt yolundan kolunu tutarak çılgınca kaçmaya başladı.
Tavşan gibi bir şey bundan kaçamamışsa Hajime’nin hiç şansı yoktu. Rüzgâr esti ve onu duvarlara fırlattı. Koluna gelen rüzgârdan vücudunda patlayan acıyı hissetti.
‘’Gah!’’
Darbe ciğerlerini havaya kaldırdı. Bir öksürük ile uyum içinde çökerek duvardan aşağıyı izledi. Hajime ayıya gözleriyle baktı sonra ayının çiğneme sesini duydu.
‘’Ne haltı çiğniyor?” Tavşan çoktan yenmişti. Yediği kol tanıdık geliyordu. Hajime hafif hissetti. Daha açık olmak gerekirse, onun sol kolu…
’Ne?’’
Hajime’nin yüzü gerildi. Neden burada kol yok? Neden kan fışkırıyor? Başını eğdi ve ne anlama geldiğini bilemedi. Durumun gerçeğine vardığında acı bunun bir rüya olmadığını gösteriyordu.
‘’Ahhhhhhhhhh!!!’’
Çığlığı geçitte yankılandı sol dirseğinin altı tamamen kaybolmuştu.
Canavar hala özel büyülere sahipdi. Onun 3 pençesi rüzgârdan kılıçlar yapabiliyordu. Bunlar 30 cm olabilirdi. Eğer Hajime’yi şanslı sanarlarsa bu yanlış olurdu. Ayı Hajime ile oynuyordu.
Yemeğini bitirdikten sonra Ayı Hajime’ye doğru ilerledi onun gözleri tavşan gibi küçümseyen değildi. Canavar Hajime’ye sadece yemek gözüyle bakıyordu. Canavar Hajime’ye doğru ön ayaklarını uzattı. Bu Hajime’yi canlı olarak yiyecek gibi gözüküyordu.
‘’A, A, Guu, Re ’’Rensei!’’ [Dönüştürme]
Gözyaşları akarken tek koluyla dönüştürüyordu. Bu bilinçsiz bir eylemdi. Böyle düşük bir güç Hajime de olan tek mevcut şeydi. Bu sihir genellikle silah oluşturmada kullanılırdı. Bu sınıf kesinlikle işçilik sınıfıydı. Savaşta işe yaramaz olsa bile Hajime şövalyelere bu yeteneği nasıl kullanacağını gösterdi. Bu yetenek sınıf arkadaşlarını kurtardı. Ölümün eşiğinde Hajime bu yeteneğe güvendi ve bu yetenek ona kaçış için yol gösterdi. 50 cm boyunda 120 cm eninde ve 2 m derinliğinde bir duvar oluşmuştu. Hajime deliğe girerek ona doğru yaklaşan ayıdan kaçtı.
Ayı avını kaybetmekten öfkeye boğulmuştu.
‘’Guruaaa!!’’
Canavar özel büyüsünü kullandı ve kükredi. Büyüsünü Hajime’ye doğru hedeflemişti. Yok edici bir yıkım oluşmuştu ve duvar güçlü pençelere karşı yıkılmaya başlamıştı.
‘’Ahhhh-! Rensei! Rensei! Rensei!’’
Ç.N: Rensei bizimkinin Dönüştürme yeteneği yenileme falan anlamında kullanıyor yok edilen duvarın parçalarını yeniden ortaya çıkarıyor.
Canavar giderek daha da yaklaşıyordu. Hajime sürekli dönüştürme yeteneğini kullanarak duvarı güçlendiriyordu. Hatta geriye bakmadan pervasızca büyüyü tekrar tekrar kullandı. Bütün ağrısı ya da düşünceleri başka bir yere gitmişti. Hayatta kalma isteği üstün çıkmıştı ve manasına dikkat etmeden kullanmaya devam ediyordu.
Ne kadar ilerledi? Hajime bilmiyordu ama o korkunç sesleri duymak istemiyordu. Gerçekte Hajime’de o kadar ilerleme yoktu. Onun ‘’Rensei ‘’yeteneğini her kullandığında ona 2 m alan veriyordu. Bu sorun değildi asıl sorun kanamaydı. Eğer daha fazla kanamaya sahip olursa hareket edemezdi. Bilinci zaten kanama yüzünden gittiğinden vücudu öne doğru iterek kendini zorladı.
‘’Rensei…’’ “Rensei…” “Rensei…” “Rensei…’’
Ne kadar yeteneğini kullanırsa kullansın duvar değişmedi. Büyüsü bitmeden önce vücudu bitmişti. Bitkinlikle eli duvardan aşağı düşmüştü.
Hajime sırtının üstüne düştü ve son anlarına yaklaşıyordu. Sadece amaçsızca gökyüzüne bakmaya çalışıyordu, ama gördüğü tek şey karanlıktı.
Hajime o zaman geçmiş hatıralarını hatırladı. Bu sanki ‘’Revolving Lantern’’di. Tüm yaşamı gözlerinin önüne gelmişti. Onun kreş, anaokulu, ortaokulu ve lise günleri… Çeşitli anılar zihninde belirdi. Ay ışığı altında parlayan yatak odası. Bir tanrıçayla yaptığı konuşma ve verdikleri söz. Onun gülen yüzü…
Ç.N: Revolving Lantern fener yerleştirilen merkezde mum veya herhangi bir ışık kaynağı olur. İçine nesneler konulur ve camın arkasından o nesneler gözükür. Bazen hikâye şeklinde camın arkasında nesneler vardır. Burada da bu hikâye şeklinde olması vurgulanmış.
O güzel manzarayı hatırladıktan sonra karanlık etrafını sardı. Uyku onu tutmadan hemen önce yanağında bir damla su hissetti. Sanki birisi onun için gözyaşı döküyordu.
Ç.N: Tavşan-chan reise ve Hajime’nin koluna bir dakikalık saygı duruşu

Yorum Yap "Ari 1.8 - Uçurum"